Kasten yayılan yanlış bilgilerin giderek artması karşısında İttifakın geniş kapsamlı ve etkili bir strateji geliştirmesi gerekiyor. Yapay zekâ araç ve gereçleri bir yandan sahte ve zararlı içeriğin saptanmasını ve yayılmasını yavaşlatırken bir yandan da çoğulcu ve açık toplumların değerlerinin desteklenmesine yardımcı olabilir.

Kasten yanlış bilgi yayma: pek de yeni bir olgu sayılmaz

Sahte bilgi ve yanlış yönlendirici söylemler efsanevi Truva kentinin Yunanlılara yenik düşmesinden ve belki de daha öncesinden beri çatışmaların ve devlet yönetimlerinin bir aracı olmuştur. Çok eski zamanlarda tahtadan atlar, yalancı şahitler ve planlarla ilgili hikâyeler uydurulurdu. Bugün ise insanları yanıltmak amacıyla — bazen de koordine bilişsel savaş kampanyalarının bir parçası olarak karşımızda sahte haberler, gerçek dışı sosyal medya profilleri ve uydurma söylemler var.

Sosyal medya ve internet, yalan yanlış bilgilendirmede bir devrim yaratılmasına yardımcı oldu. Düşük fiyatlı dijital aletler ve erişim alanı, ölçeği ve etkisi son derece genişlemiş bir medyanın olduğu bir dünyada yaşıyoruz. Burada endişe verici nokta kolayca erişilebilecek bu cihazların sadece devlet aktörlerine değil, devlet dışı aktörlere, bireylere ve herkese açık olması.

Sosyal medya ve internet, devlet ve devlet dışı aktörlerden, bireylere kadar herkesi etkileyen yanıltıcı bilgi yaymada bir devrim yaratılmasına yardımcı oldu. © Centre for Reseach and Evidence on Security Threats (Güvenlik Tehditleri ile ilgili Araştırma ve Kanıt Merkezi)

Uydurma mesajlar ve kışkırtıcı hikâyeler aşırı durumlarda, özellikle Batı Balkanlarda ve bazı [Müttefik ülkelerde] (https://www.nato.int/docu/review/articles/2016/07/25/the-lisa-case-germany-as-a-target-of-russian-disinformation/index.html) gazete manşetlerinde yer almaya başladı. Bu mesajlar ve hikâyelerin pek kolay fark edilemeyen tehlikesi ise demokratik yönetişim kurumları ve kamu enformasyon ve tartışma mecralarındaki vatandaşların bu kurumlara olan inançlarına vereceği zarardır. Son yıllarda giderek artan siyasi kutuplaşmalar, yönetimdeki kurumlara karşı eskiden beri var olan güvensizlik ve kısmen yalan bilgilerin de katkıda bulunduğu toplumsal huzursuzluklar ve şiddet görmekteyiz.

NATO üyesi ülkelerde herkese açık sivil iletişim sistemleri bulunuyor ve bunların bazılarında sosyal medya ve mesajlaşma oranı bir hayli yüksek. Bu toplumların çoğulcu karakteri bir avantaj ve güç kaynağı olmakla beraber, aynı zamanda bölücü ve kışkırtıcı hikâyelerin toplumda yerleşmesi için fırsat da yaratır zira bu ülkelerin çoğunda dirençli ve koruyucu nitelikli düzenleyici yapılar henüz emekleme döneminde bulunuyor. Bu şartların birleşimi, kasten yanlış bilgi yayılması tehdidini İttifak için özellikle bir endişe kaynağı haline getiriyor.

Çarpıtılmış gerçekler üzerinde odaklanmak

Global sosyal medya şirketleri platformlarında sahte haberler belirmesini mümkün olduğunca aza indirmek için çalışıyor. Bu şirketlerin çoğu bilginin doğruluğunu araştırarak kasten yanlış bilginin yayılmasını kontrol altında tutacak elemanları, yani gerçeklik taraması yapacak elemanları istihdam ediyorlar: bazıları ise üçüncü şahısları veya bu amaca yönelik araçları kullanıyorlar. Facebook, YouTube, ve Twitter dahil, birçok popüler platformlar kullanıcılarına bilerek veya bilmeyerek yalan bilgi yaydıklarından şüphelendikleri diğer kullanıcıları rapor etme seçeneğini sunuyorlar. Ve yalan bilgilerin neden olduğu zararları düzeltmek amacıyla çoğu sosyal medya platformu geçmişe dönük olarak zararlı veya yanıltıcı olarak belirlenen içerikleri söz ettiğimiz yollarla tamamen platformlarından kaldırma yoluna gidiyor.

Bu çabalar, en iyimser görüşle, çok yetersiz ve çok geç kalmış çabalardır. En kötümser görüşle ise bu platformlar, ileride sansürcülük ve inanılırlığı kanıtlanmış, kamu tartışmasına açık olması gereken bilgi veya düşünceleri platformlarından kaldırmakla suçlanacaklardır.

Hacim sorunu

Sadece Facebook’ta aylık aktif kullanıcı sayısı neredeyse 3 milyarı buluyor ve bu kullanıcıların her biri kışkırtıcı bir yorumda bulunabilecek kapasitede. Sayıları 350 milyonun üzerinde olan aktif Twitter kullanıcıları arasında tanınmış bireyler, popüler kanaat önderleri ve kitleleri etkileyebilen akıllı ve becerikli kişiler de bulunuyor.

Halen yanıltıcı bilgilendirme ile mücadele çoğunlukla insan eliyle yürütülen gerçeklik taraması, platformdan kaldırma ve hasar kontrolü yoluyla yapılıyor. İnsan eliyle müdahale nüansları kavrama veya kültürel hassasiyet gerektiren durumlarda yararlı olabilirse de, her gün yaratılan muazzam miktardaki bilgilerle baş edemez. Uydurma veya zararlı içeriği daha yayılmaya fırsat olmadan proaktif şekilde saptamak için bu konuda çalışan personelin sayısını arttırmak pek gerçekçi bir seçenek olmayacaktır. İnsan eliyle kontrol etmek hataya, yanlış anlamaya ve önyargılı olmaya açıktır.

Aylık sayıları milyarları bulan aktif sosyal medya kullanıcıları kışkırtıcı olabilecek bir gönderi yapabilecek kapasitedir. Bu da gerçeklik taraması yapan kişiler için altından kalkamayacakları kadar büyük bir miktardır. ©The Globe and Mail

İnternette neler yayılır?

Hiciv ustası Jonathan Swift 17. yüzyılda şöyle yazmış: “Yalan uçarak gider, gerçek onun arkasından topallayarak gelir”. Yakın zamana ait bir MIT [çalışmasında] (https://news.mit.edu/2018/study-twitter-false-news-travels-faster-true-stories-0308) Twitter’da yalan haberlerin çok daha hızla yayıldığı ve bu haberlerin paylaşılmasından robotlar değil de düzenli kullanıcıların sorumlu olduğu görülmüş. İnsanlar bu yalan haberler içeren tweetleri şaşkınlık veya tiksinti duyguları ile paylaşıyorlar. Buna karşılık doğru haberler daha ziyade üzüntü, beklenti ve güven duyguları yaratıyor ve çok daha az paylaşılıyor.

Bu da potansiyel bir fırsat yaratıyor: Gerçeklerden ziyade duygular üzerinde mi yoğunlaşmalıyız? Ve insanlar değil de, bilgisayarlar bunu yapabilecek şekilde eğitilebilir mi?

Gerçekleri değil, duyguları denetleyin

Yapay zekâ tabanlı duygu analizi, bilgisayarlara sürpriz ve tiksinti unsurlarını ve diğer duygusal göstergeler içeren mesaj ve gönderileri saptamayı öğreterek kasten yayılan yanlış bilgileri azaltma konusunda tamamen farklı bir yaklaşım getirir. Bu mesaj ve gönderiler büyük olasılıkla yalan bilgilerle doludur ve medya kullanıcılarını kışkırtırlar.

Doğal dil işleme algoritmaları söz konusu duyguların sözcüklere dökülmüş hallerini saptamayı mümkün kılar. Bu algoritmalar bilginin gerçek olup olmadığının insanlar tarafından taranmasını tamamen gereksiz kılar, maliyeti düşürür, önyargıyı azaltır ve işleme hızını arttırır. Johns Hopkins üniversitesinde bir öğrenci ekibi ümit verici bir çalışma prototipi yaratmış ve Georgia Institute of Technology ve Imperial College London’daki öğrenci ekipleri ile fizibilite değerlendirmeleri ve potansiyel düzenlemeler getiren yaklaşımlar geliştirmişlerdir.

Kasten yanlış bilgi yayılmasını durdurmayın, yavaşlatın

Ancak internette son derece hızla yayılmış (ve büyük olasılıkla yalan) bir mesaj veya gönderi saptandığında ne yapılacak? Finans piyasalarından bir benzetme bir çözüm önerebilir: duygusal açıdan yüklü içeriğin yayılmasını geçici olarak durdurabilen veya yavaşlatabilen bir otomatik “şalter”.

Menkul kıymetler borsaları belirli bir yüzde eşiğine düşen hisse senetlerinin işlem görmesini geçici olarak durdurarak panik içinde yapılacak satışları engeller. New York Borsasında fiyatları %7’nin üstünde bir oranda düşen hisse senetleri ile ilgili işlemler önce 15 dakika süreyle durdurulur. Burada amaç işleri yavaşlatıp daha sakin düşünülmesine imkân sağlamaktır. Fiyat düşüşlerinin devam etmesi daha başka engellemelere de yol açabilir.

İşi yavaşlatmanın sakinleştirici etkisi çok önemli olabilir. Sosyal medyada bir mesajın paylaşım sayısının her 15 dakikada bir iki katına çıkacağı varsayılabilir. Ancak bu hız her 30 dakikada iki katına çıkacak şekilde yavaşlatılabilirse, beş saatte bir milyon görüntüleme, 6 saatte 16 milyon görüntüleme gerçekleşir. Yayılma hızındaki küçük değişiklikler etkileme oranında da büyük farklar yaratır.

Böyle bir mekanizma paylaşımı engelleyerek değil, angajmanı yavaşlatarak çalışacaktır — örneğin yorumlar arasına sakinleşecek bir zaman süresi koyarak veya kullanıcıların mesajı paylaşmadan önce sonuçlarını düşünmelerini sağlayarak. Bu mekanizma Nobel Ödülü sahibi yazar Daniel Kahnemann’ın Thinking Fast and Slow (Hızlı ve Yavaş Düşünme) adlı kitabının ana tezi üzerine kuruludur. Yavaş düşünme rasyonel bir eylemdir ve şaşırtıcı ve şok edici haberler veya olaylara karşı hemen reaksiyon göstermenin yaratacağı duygusallığı geçiştirir.

Bu da sansür veya özgür fikir akışının keyfi olarak sınırlanması gibi endişeleri azaltabilir. Mesajlar ve gönderiler platformlardan kaldırılmak veya silinmek yerine daha yavaş bir hızda gözden geçirmeye ve tartışmaya açık kalırlar. Bu da izin verilecek konuşmalara karar verme ve son derece kıymetli olan ifade özgürlüğünü ve kamuda tartışma özgürlüğünü koruma yetkisinin kime ait olduğu sorununu en aza indirir. Böyle bir yaklaşım iletişim altyapısının çeşitli katmanlarında teşvikler veya düzenlemeler yoluyla uygulanabilir: bizzat kaynak şirketlerde, ağ geçitlerinde (veya ‘ara’ platformlarda), mesajların iletim düzeyinde (iletişim ‘boruları’nda) ve hatta cihaz düzeyinde (akıllı telefon veya tablet).

İttifakın endişeleri

Kasıtlı olarak yayılan yanlış bilgiler İttifakın karşı karşıya olduğu pek çok dijital tehditten bir tanesidir. Son zamanlardaki enformasyon kampanyaları ve siber saldırılar teknolojik açıdan ileri üye ülkelerin bile bugünkü ve yakın gelecekte ortaya çıkacak olan dijital sorunlara karşı hazırlıklı olmak için daha çok iş yapmaları gerektirdiğini göstermiştir. Başarılı direnme mekanizmaları ve düzenlemeler oluşturmak için daha fazla ilerleme gerekmektedir.

Siber saldırılar teknoloji açısından en ileri olan NATO üyelerini bile tehdit etmektedir. Başarılı direnme mekanizmaları ve düzenleyici çerçeveler oluşturulması için daha da fazla ilerleme gerekmektedir.

Ancak bu saldırılar her gün artmakta ve İttifak’a çok az zaman bırakmaktadır. Mevcut teknolojilerden (yukarıda bahsedilenler gibi) yararlanmak ve bunları yenilikçi biçimde kullanmak hem zaman hem de kaynaklardan tasarruf sağlayabilir. En az müdahale ile zarar verme potansiyeline sahip sosyal medya mesajlarını ve gönderileri silmek değil yavaşlatmak gibi kavramlar yalan yanlış bilgilerin kasten yayılması tehdidine karşı atılacak en umut verici ilk adımdır. O zaman İttifak gelecekte daha fazla teknoloji geliştirilmesi ve daha kapsamlı düzenleyici yaklaşımlar üzerinde daha fazla zaman harcayabilir.

Tarihte açık ve çoğulcu toplumların direnci ve gücü ortaya çıkan tehdit ve şartlara yenilikçi biçimde adapte olma yeteneklerinde yatar. Bunun temel mekanizması fikirlerin ve bilginin özgürce akışı ve aynı zamanda seçeneklerin, politikaların ve planların açıkça ve kamuoyunda tartışılması ve incelenmesidir. Bu avantajı muhafaza etmek istiyorsak yanlış bilgilerin kasten yayılması konusundaki her çözümün bu mekanizmayı koruması gerekir. Ayrıca üye devletlerin ürettiği çözümlerin benimsenmesi kendi toplumlarının çoğunluğu tarafından kabul edilmesine bağlı olacaktır; eğer dâhili seçmen grupları kendilerini marjinalleşmiş veya kamu tartışmalarının dışında bırakılmış hissederlerse bu çözümlerin başarılı olmaları olası değildir.

Üye ülkeler kendi ulusal dijital güvenlik stratejilerine karar verirken NATO bu tür teknolojilere (ve ilkelere) dayanan yaklaşımları teşvik etmeye çalışabilir. Bu da üye devletlerin hükümetlerine ülkelerindeki sosyal medya kullanımı, halkın ifade özgürlüğü ile ilgili beklentileri ve sivil iletişim altyapılarının gerçekleri ile uyumlu olarak uygun gördükleri mekanizmayı uygulama esnekliğini sağlar.

Bu makale, Müttefiklerin benimsemeyi düşündüğü teknolojiler ve bunların NATO İttifakı’nın savunma ve güvenliğine getireceği fırsatlar üzerinde odaklanan inovasyon konusundaki mini dizinin yedincisidir. Daha önceki makaleler: