Batı Balkanlar, son yıllarda giderek yoğunlaşan yabancı kaynaklı yanıltıcı bilgiler karşısında son derece hassas bir durumda. Bu niye böyle? Bu durumun etkilerini hafifletmek için ne yapılabilir?

ABD ve NATO’yu şeytan gibi göstermek; AB’nin zayıf ve bölünmüş olduğunu söylemek; Rusya’nın askerȋ gücünü ve Rusya’nın COVID-19 aşısı konusunda üstünlüğünü vurgulamak ve Batılı aşı üreticilerinin yozlaşmış olduğunu ilan etmek; tehdit algısı, efsaneler ve etnik gerginlikleri büyütmek – bunların hepsi Kremlin’in Batı Balkanlar’da Sırpça yayın yapan medya kanallarında sıkça kullandığı yanıltıcı bilgilerden bazılarıdır. Bosna ve Hersek, Karadağ ve Sırbistan Rusya’nın bu bölgede Avrupa Birliği ve NATO’yu zayıflatmak amacıyla yürüttüğü bu enformasyon operasyonlarından en çok etkilenen ülkeler.

Yanıltıcı bilgi sorunu dâhilî nedenlerden dolayı Batı Balkanlarda endemik bir olgudur. Bölgedeki istisnasız tüm ülkeler bu durumdan etkilenmektedir. Yabancı kaynaklı yanıltıcı bilgi söz konusu olduğunda merkezin Sırbistan olduğu düşünülmektedir. Yanıltıcı bilgi konusunda Avrupa Parlamentosunun yaptığı en son çalışmada Sırbistan’dan “Rusya’nın Batı Balkanlar’daki yanıltıcı bilgi operasyonlarının fırlatma rampası” olarak söz ediliyor.

Bölgedeki ülkeler arasında görülen bilgi akışı sınır tanımıyor. Sırbistan, Sırbistan Cumhuriyeti içindeki Boşnak nüfus ve Karadağ arasındaki son derece yakın sosyal, tarihi ve kültürel bağlar yanlış bilgilendirme dâhil, her türlü medya bilgisinin her gün sınırlar arasında dolaştığı anlamına geliyor.

Batı Balkanlarda Keremlin’in sponsorluğunu yaptığı Sırpça medyadaki yanıltıcı bilgi kullanımı Mart 2014’te Rusya’nın Kırım’ı yasadışı ilhakından sonra daha da yoğunlaştı. Resim © Leiden Law Blog

Kremlin’in sponsorluğu altındaki Sırpça medya içeriği tüm bölge çapında üretiliyor, yeniden basılıyor ve dağıtılıyor. Bu bilgiler bölgedeki bazı hassasiyetleri ve iç bölünmeleri olan toplumlarda yaşayan milyonlarca insana ulaşıyor. Burada Rusya’ya karşı geleneksel olarak olumlu bir yaklaşım var ve görüşler hâlâ Mart 1990’lardaki etnik çatışmalardan ve NATO’nun Mart 1999’daki Kosova Hava Saldırısından etkilenmekte. AB ve NATO’nun doğu kanadında yer alan üye ülkelerin tersine, bu bölgenin Moskova ile olumsuz deneyimleri olmamıştır. Bölgedeki nüfusun çoğu Ortodokstur.

Rusya yönetiminin ve silahlarının ideal olarak gösterilmesinin yanı sıra bu tür yanıltıcı bilgiler NATO ve Amerika Birleşik Devletlerini şeytan gibi gösterir, etnik gerginlikleri ateşler ve Avrupa Birliğini işlevsiz, ırkçı ve Sırp karşıtı bir örgüt olarak da gösterir. Ayrıca Ortodoks nüfusun tehdit algılarını ve Rusya ve Sovyetler Birliği’ni tarih boyunca güçlü koruyucular olarak gösteren toplum hafızasını güçlendirir.

Bosna ve Hersek, Karadağ ve Sırbistan’daki bu hikâyelerin ortaya çıkışı Rusya’nın Mart 2014’te Kırım’ı yasa dışı şekilde ilhak etmesine rastlar. Sputnik haber organı Şubat 2015’te Sırpça yayına başladı. Hemen arkasından bunu “Russia Beyond” takip etti. Künyesi (yani yasalarca istenen mülkiyet ve eser sahipliğini gösterir bildirim) olan veya olmayan ve benzer mesajlar uyduran veya yayan düzinelerce portal ortaya çıktı.

Etki altındaki ülkelerdeki ana akım medya dâhil, çeşitli medya kanalları zamanla yabancı kaynaklı yanıltıcı bilgilere geniş yer vermeye başladılar. Bunu mümkün kılan ise magazinleşme, tıklama tuzağı, düşük ahlaki standartlar, çok az araştırmacı gazetecilik ve haber analizi olması ve siyasi etkiler ile şekillenen bir medya ortamıdır.

Belgrat merkezli Araştırma, Şeffaflık ve Hesap Verebilirlik Merkezinin 2018-2019 yıllarına yönelik araştırmasında Sırp dilindeki enformasyon ortamında adı geçen uluslararası aktörler arasında Rusya gayet olumlu ve çok düşük olumsuzluk içerecek şekilde sunuluyor.

Bu da, pratikte, ortalama bir medya kullanıcısının, olası bir AB üyeliğinin Balkan halkı için getireceği yararlardan daha çok Armata tanklarının sahip olduğu üstünlükler, Nord Stream 2 boru hattı, Rusya’dan uzaklaşmak gibi sağduyudan uzak bir adım atan başarısız devlet Ukrayna, veya hipersonik füzeler veya Su-57 savaş uçakları hakkında bilgi aldığı anlamına geliyor.

Kronik bilgi kirliliği olan bir enformasyon ortamında bu tür içerikler kamunun algısını etkiler. Bölgesel kamuoyu yoklamaları Bosna ve Hersek, Karadağ ve Sırbistan’daki nüfusun hâlâ AB entegrasyonundan yana olduğunu gösterirken bu düşüncelerin değeri hafife alınmamalıdır. Çoğunluğun Rusya ve Çin hakkında olumlu düşünceler beslediği ve NATO’ya karşı yaklaşımların giderek olumsuz hale geldiği Sırbistan’da Avrupa Birliğine gösterilen destek düşüşe geçmiştir.

Kuzey Makedonya 2020’de NATO’ya katılmadan önce diplomatik ve istihbarata dayalı faaliyetler ve planlı bir propaganda örneği olarak gösterilebilir. Halen enformasyon faaliyetleri bu ülkeyi komşularının (Bulgaristan ve Yunanistan) mağduru olarak göstermek ve Batı yanlısı mevcut Üsküp hükümetini kimlik konusunda Sofya’nın isteklerine boyun eğmekle itham etmek üzerine kuruludur.

Pandemi propagandaya güç kazandırıyor

COVID-19 salgınının neden olduğu kriz üstünlük hikâyelerine ve Batı’nın şeytanlaştırılmasına yönelik hikâyelere güç kazandırıyor. Bu doğrultuda bilim ve savunmaya ilişkin konular ve bazı uzmanlarca askerî pandemi yardımı olarak adlandırılan solunum cihazı diplomasisi bu amaçla kullanılıyor.

Kasım ortalarında, Sırp hükümetinin Pfizer tarafından yapılan aşıdan 1.8 milyon adet aldığını açıklamasından birkaç gün sonra, Sputnik Sırpça yayınında herhangi bir kanıt göstermeden bu ABD’li aşı üreticisini yozlaşmış olmakla ve aşılarının “kusurlu” olduğu şeklinde suçladı. Rus aşısının ise daha üstün olduğunu ve Sırbistan için daha iyi bir seçim olacağını söyledi. Sırbistan ve Karadağ’daki yerel istasyonlardan Rus aşısının üstünlüğü hikâyesinin çeşitli versiyonları yayınlandı.

Rus propagandası ve yaydığı yanıltıcı bilgiler, bir yandan Rusya’nın COVID-19 aşısının üstünlüğünü vurgularken bir yandan da Batılı aşı üreticilerinin yozlaşmış olduklarını iddia ediyor. Resim © European Pharmaceutical Review

Pandeminin ilk dalgasında yanıltıcı bilgilerin amacı Sırbistan’ı kullanarak Rusya’nın yardımının ne kadar etkili olduğunu göstermek ama buna karşılık NATO’nun bir kriz durumunda üyesi olan Karadağ’a yardımcı olmaktaki sözüm ona yetersizliğini vurgulamaktı.

20 Nisan 2020’de 87 askerȋ doktor, nükleer, biyolojik ve kimyasal konularda uzmanlar ve teçhizat taşıyan 11 Rus uçağı büyük bir tantana ile Sırbistan’ın yolları, hastaneleri ve kışla tesislerini dezenfekte etmek üzere ülkeye indi. Sırbistan’ın her ne kadar aynı amaca hizmet edecek kendi askerȋ kapasitesi mevcutsa da gelen misafirler bu yetenekleri gölgede bıraktı. Medyanın uydurduğu bu “hayati önem taşıyan” yabancı yardım halk üzerinde önemli bir etki yaptı. Benzer bir faaliyet de Sırbistan Cumhuriyeti’nde sergilendi.

Diğer yandan yanlış bilgilendirme faaliyetleri Karadağ’ı bir krizin ortasında Müttefikleri tarafından yalnız bırakılmış ama kendi sağlık sistemini iyileştirmek yerine NATO üyeliğinin getirdiği harcamaları yapmak zorunda kalmış bir ülke olarak göstermeye devam etti. Aynı zamanda ortaya Rus generallerin desteklediği egzotik komplo teorileri çıktı: pandemi gerçek değildi ve gizli güç merkezlerinin özel operasyonlarının bir parçasıydı ve COVID-19 aslında CIA tarafından yaratılmıştı.

ABD başkanlığındaki Defender-Europe 20 tatbikatı da COVID-19 ile ilgili yanıltıcı bilgilerin bir parçası olan komplo teorilerine alet edildi ve ABD ve NATO’yu şeytanlaştırmakta kullanıldı. Buna paralel olarak Rusya’nın Batı karşısındaki gücü ve askerȋ üstünlüğü (Sırbistan’da etkili olan bir konu) üzerine içerikler de yaratıldı – örneğin, üstünlüğüyle Batı’da panik yaratan hipersonik Zircon füzesini ele alan içerikler.

İlkbahar aylarında ABD başkanlığındaki Defender-Europe 20 tatbikatı ABD ve NATO’yu şeytanlaştıran Rusya’nın sponsorluğundaki COVID-19 ile ilgili komplo teorilerine alet edildi. Resim © ABD Ordusu

İkili faaliyetleri kendi çıkarları için kullanmak

Rusya, hem Batı’ya mesaj yollamak hem de yerel halkın kalbini kazanmak için Slav kardeşleriyle yürüttüğü ikili faaliyetlerin propaganda potansiyelini de kullanıyor.

Örneğin, Rusya’nın Sırbistan ile arasındaki ikili askerȋ faaliyetler de Rusya’nın Sırbistan’a karşı takındığı korumacı bir rol yönünde hikâyeler uydurmak için kullanıldı. Oysa Sırbistan hem askerȋ tarafsızlığını korumak hem de NATO üyeleri ve Rusya ile işbirliği yapmak istemektedir.

Rusya, Sırbistan’ın hava polisinin kaynaklarındaki açığı kapamak amacıyla ikili bir anlaşmanın içeriğini genişleterek Sırbistan’a teçhizat bağışladı. Oysa Belgrat’ın böyle bir talebi olmamıştı. Böylece 30 adet T-72 tankı ve 30 adet BRDM-2 aracı da anlaşmaya dâhil edildi. İlk parti tanklar 30 Kasım 2020’de geldi. Tankların gelişi aynı zamanda “komşu ülkelerin ordularındaki zayıflıklara bakılırsa, daha iyisine ihtiyaç yok” mesajını da iletiyordu.

Sırbistan’ın kuzeydoğudaki ovalarında yapılan iki taraflı terörle mücadele tatbikatı "Srem 2014" sırasında Rusya, operasyonun orijinal senaryosuna paraşütle zırhlı savaş vasıtaları indirmeyi ekleyerek senaryoyu genişletti. Hırvatistan, Macaristan ve Romanya’nın bölgeye yakınlığı göz önüne alınırsa, yapılan bu ekleme Rusya’nın NATO topraklarının içinde faaliyet gösterebilme yeteneği olduğu mesajını veriyordu.

Benzer şekilde 2019’da “Slavic Shield” tatbikatında S-400 sistemi geçici olarak Sırbistan’da konuşlandırıldı. Bir hayli dikkat çeken Rus bayrakları ile dolu bir kitlesel medya kampanyası da Rusya’nın füze sistemini ev sahibi ülkede bıraktığı şeklindeki spekülasyonları güçlendirdi.

Bu yıl Brest’te Belarus ve Sırbistan ile birlikte yapılması planlanan “Slavic Brotherhood” tatbikatı Rusya’ya bu hikâyeleri çoğaltmak için yeni bir fırsat verebilirdi. Fakat Belgrat – değiştirilmiş senaryoda – Polonya sınırı boyunda NATO Kuvvetleri ile bir çatışma simülasyonu içeren tatbikata katılmaktan vazgeçti.

Geçmişi yüceltme

Bilgi alanındaki faaliyetler aynı zamanda anma kültürü üzerinde odaklanır, geçmişteki mağduriyet hikâyeleri genişletilir ve Sovyetler Birliği’nin rolü yüceltilir.

2017’de Sırpça yayınlanan Sputnik gazetesi 1999 yılındaki NATO hava saldırılarının kurbanları anısına bir anıt dikilmesi için bir girişim başlattı. Mayıs 2019’da Belgrat’ta Rusya’nın “Ölümsüz Alay” yürüyüşü (Büyük Vatanseverlik Savaşı’na katılanların anısına) bir törenle kutlandı. Moskova’nın etkisiyle bu anma töreni II. Dünya Savaşının Yugoslav muhariplerini anma geleneğinden sapan ikonografi ve hikâyeler içeriyordu. Daha önce Ölümsüz Alay törenine katılmamış olan 1999 savaşı muhariplerinin bu defa geçitte almış olmaları da ilginçtir.

Belirsiz gelecek

Maalesef Bosna ve Hersek, Karadağ ve Sırbistan gibi Batı Balkan ülkelerinin gerek iç gerekse dış faktörler nedeniyle öngörülebilir gelecekte de yabancı kaynaklı yanıltıcı bilgilerin artması için uygun zemini sağlamaları mümkündür.

Sırbistan’ın dış politikası Avrupa Birliği, Amerika Birleşik Devletleri, Rusya ve Çin ile dengeli ilişkiler kurmayı hedefleyen dört ayaktan oluşuyor. AB üyeliği hâlâ stratejik hedeflerden biri olsa da, birçok AB ülkesi ve NATO üyesinin aksine Kosova’nın bağımsızlığını tanımayan Moskova ve Beijing ile ilişkilerin geliştirilmesine özellikle özen gösteriliyor. Bu da medya alanında yabancı oyuncuların faaliyetlerinin arttığı bir ortam yaratıyor.

Aynı zamanda Sırbistan Cumhuriyeti örneğin NATO üyeliğini amaçlamayarak ve Rusya ile ilişkiler kurarak Belgrat’ın askerî tarafsızlık politikasını takip ediyor.

Bu siyasal konum ve Kosova’nın statüsünün çözümlenememiş olması Sırbistan’ın AB’ye entegrasyonunu yavaşlatıyor ve Bosna ve Hersek’in NATO üyeliği beklentilerini zayıflatıyor. Bu durum Moskova’nın kendisini Sırbistan’ın çıkarlarının koruyucusu olarak göstermeye devam etmesine olanak veriyor. Kremlin seçilmiş hikâyeleri kullanmayı sürdürerek bölgedeki etkisini arttırmaya devam edecek.

Ayrıca Avrupa Parlamentosunun bir raporuna göre) Bosna ve Hersek, Karadağ, Sırbistan ve bölgedeki diğer ülkelerin medya ortamlarında mevcut olan sorunları çözmek yıllar, hatta on yıllar alabilir. Bu sorunlardan bazıları mevcut yasaların gerektiği gibi uygulanmaması, kayırmacılık, politikleştirme, yolsuzluk, karalama kampanyaları, nefret suçları ve iftira, kusurlu özelleştirme ve medya mülkiyeti gibi konulardır (Clingendael raporu “Declining media freedom and biased reporting on foreign actors in Serbia”, July 2020).

Batı Balkanların, ve özellikle de Bir Avrupa Parlamentosu raporunda “Rusya’nın yanıltıcı bilgi operasyonlarının fırlatma rampası” olarak bahsedilen Sırbistan’ın medya ortamındaki sorunlarının ele alınabilmesi için yapılacak çok iş var.

Bölgedeki çevrimiçi medyanın niteliği konuyu daha da karmaşık hale getiriyor. Bunun en iyi örneği 2,000’den fazla kayıtlı medya kuruluşunun bulunduğu Sırbistan. Bu durum medyanın piyasa değerinin düşüklüğü; kendi malzemesini yaratmaktan ziyade diğer medyadan alınan malzemeyi dönüştürerek servis etme eğiliminde olan ve yetersiz sayıda çalışana sahip haber büroları; düşük vasıflı habercilik ve özellikle uzmanlık gerektiren alanlarda yanıltıcı bilgiyi fark edebilecek yeterliliğin eksikliği gibi sorunlara yol açıyor.

Böyle sorunlu bir ortamda propaganda söylemleriyle tanımlanan bir paralel gerçeklik, bölgedeki enformasyon alanına şekil vermeye devam edecek. Eşi benzeri olmayan bir liderlik ve koruma sağlayan, bir yandan da tıpta şaheserler yaratan ve güçlü silahlar üreten büyük bir güce sahip bir kahramanın hikâyeleri gelmeye devam edecek.

Sihirli bir değnek yok

Sırbistan örneğinde görüldüğü gibi, Batı Balkanlarda yanıltıcı bilgilerin yarattığı etkileri azaltacak sihirli bir değnek yok. Avrupa’nın diğer yerlerindeki uygulamalara dayanan çözümler yeterli değil — uluslararası desteğe sahip daha geniş ve yenilikçi bir yaklaşıma ve koordinasyona ihtiyaç var.

Bölge yanıltıcı bilgilerle savaşacak altyapıya sahip değil. Bu da baştan beri zayıf olan kurumsal ortam ve çoğu ülkenin Rusya’nın enformasyon faaliyetlerini bir tehdit olarak görmeyip ülkeye karşı olumlu bir tutum sergilemelerinin bir sonucu.

Bu nedenle (Finlandiya’da olduğu gibi örneğin) devletin önderliğinde eğitim aracılığıyla vatandaşların farkındalığını ve direncini arttırmaya yönelik girişimler halen bölgede henüz başlangıç aşamasında ve özellikle yanıltıcı bilgiler değil de genel medya okuryazarlığı ve medya reformları üzerinde odaklanmakta.

İlk medya okuryazarlığı çalıştayı Kasım 2020’de Sırbistan Kültür Bakanlığı ve Avrupa Birliğinin himayelerinde Belgrad’da bir ilkokulda yapıldı. Ulusal televizyonlarda çocukları bu konuda eğitmeyi amaçlayan bir dizi yayına girdi.

Bosna ve Hersek, Karadağ ve Sırbistan’da uluslararası örgütler ve sivil sektör medya okuryazarlığı eğitimi projelerinde ve yanıltıcı bilgilerle mücadele konularında faaliyet gösteriyorlar ancak faaliyetler kopuk kopuk ve eşgüdümlü bir yaklaşım sergilemiyor (“Disinformation in the online sphere” - pdf report from Citizens’ Association "Why Not").

Ocak 2020’de Sırbistan hükümeti yıllar süren gecikmelerden sonra Avrupa Birliği, Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı, Norveç ve Konrad Adenauer Vakfının yardımlarıyla 2025’e kadar sürecek olan yeni bir medya stratejisi benimsedi. Uygulanması konusunda farklı görüşler olsa da, bu stratejinin amacı medya alanında uzun süredir devam eden sorunların bazılarının çözümüne yardımcı olmak.

Bölgede bilginin doğruluğunu kontrol eden birçok portal mevcut. Bilginin doğruluğunun kontrolü yanıltıcı bilgi ile mücadelede önemli bir unsur olsa da, doğası itibariyle tepkiseldir ve sınırlı bir kitleye hitap ediyor. Ayrıca karşı iddialar günler ve hatta haftalar sonra orta çıkıyor ve hızla üretilen propaganda içeriğiyle rekabet edemiyor.

Habercileri yanıltıcı bilgiyi tanıyacak şekilde eğitmek ve nitelikli, gerçeğe dayanan içerik üretebilmeleri için belirli alanlarda uzmanlaşmalarını sağlamak, oyunun kurallarını değiştiren bir yaklaşım olurdu. Ancak halen faal olan medya kuruluşlarının çoğu, ortamın bu tür çalışmaları ödüllendirmemesi nedeniyle bu tür uzmanlığa ihtiyaç duymuyor. Yetersiz kadrolar ve düşük ücretler nedeniyle haber büroları nitelikten çok içeriğe odaklanıyorlar. Dolayısıyla haberciler sık sık başka haber bürolarına geçiyor, mesleği bırakıyor, veya daha kazançlı kurumsal iletişim sektörüne geçiyorlar. Bu da eğitimin sağlayacağı etkileri anlamsız kılıyor.

Bu durumun değişmesi için yanıltıcı bilgi yayılmadan önce yerel habercilerin tam kapasite çalışmasına, uzmanlık ve gerçeklere dayanan içerik üretmelerine olanak sağlayacak medya platformlarına ihtiyaç var. Bu tür platformlar ise ancak habercilik bilgisi, uzmanlık, yüksek etik standartlar, doğrulanabilir kaynaklar ve meslek içi eğitime dayanan, yerel, bölgesel veya daha geniş gerçeklere dayanan habercilik koalisyonları vasıtasıyla kurulabilir.

Tabandan gelen böyle bir girişim olan Balkan Güvenlik Ağı bölgesel gazetecilere ve editörlere savunma ve güvenlik konusunda yerel ve bölgesel medyada eksikliği hissedilen uzmanlığı sağlıyor. Balkan Güvenlik Ağının gerçeklere dayanan haber ve haber analizlerinin içeriği, bölgede yazı işleri politikaları ve yönelimleri ne olursa olsun, çeşitli haftalık, günlük yayınlar ve haber ajanslarından yüksek tirajlı magazin gazetelere kadar medyada tekrar yayınlanıyor.

Bilginin doğruluğunu kontrol etme ve medya okuryazarlığı girişimleri ile birlikte bu tür uzman medya platformu, bölgede gerçeklere dayanan haberlerin sayı ve kalitesinin artmasına önemli bir katkı sağlar. Tüm demokratik toplumların basit yanıltıcı bilgiler, popülizm ve aşırıcılık karşısındaki evrensel zayıflığına karşı çıkabilmek için proaktif ve eşgüdümlü çalışmalar şarttır ve bunlar Balkanların ötesinde de uygulanabilir.