Kuzey Kutup Bölgesi geçtiğimiz yıldan beri bölgenin güvenliği ile ilgili hiç de hoş olmayan sinyaller veriyor. Yirmi yıldan fazla bir süre Uzak Kuzey’in stratejik endişelerden uzak olduğu yönündeki yaygın görüşün ardından bu bölgenin askerȋ rekabete sahne olup olamayacağı sorusu tekrardan su yüzüne çıktı.

Uzun yıllardır Kuzey Kutup Bölgesi ‘ne kadar kuzey o kadar az gerginlik’ şeklinde görülüyordu. Sovyetler Birliği’nin son Devlet Başkanı Mihail Gorbaçov, 1987’de Murmansk’ta yaptığı ve bir dönüm noktası niteliğindeki konuşmasında Kuzey Kutup Bölgesindeki gerginliklerin azaltılması için barışı tesis edecek adımlarının atılması çağrısında bulundu. Ve 1996’da, yeni kurulmuş olan Kuzey Kutup Bölgesi Konseyi güvenlik işlerini örgütün a href=https://oaarchive.arctic-council.org/bitstream/handle/11374/85/EDOCS-1752-v2-ACMMCA00_Ottawa_1996_Founding_Declaration.PDF?sequence=5&isAllowed=y]kurucu belgesinin[/a] gündeminden çıkarmaya karar verdi.

Kuzey Kutup Bölgesi Konseyi’nin sekiz üyesi — Amerika Birleşik Devletleri, Danimarka, Finlandiya, İsveç, İzlanda, Kanada, Norveç ve Rusya – Uzak Kuzey’in özel coğrafyası, demografisi ve ekonomisini de dikkate alarak bu bölgeyi sorunlara müşterek,en çözüm aranan, işbirliği içinde bir bölge olarak geliştirmeye çalıştılar. Rusya ve Amerika Birleşik Devletleri’nin 2014’te Ukrayna’da başlayan çatışmalardan beri aralarındaki oluşan soğukluğa rağmen, üyeler arasında varılan sessiz bir anlaşma ile Kuzey Kutup Bölgesi’ne ait olmayan siyasi ve güvenliğe ilişkin endişeler Konsey müzakerelerinin ve genel olarak Kuzey Kutup Bölgesi diplomasisinin dışında bırakıldı.

Grönland’daki dünyanın ikinci en geniş buz örtüsü küresel ısınmadan zarar görmeye ve tahmin edilenden daha büyük hızla erimeye devam etmektedir. Ciddi bir endişe kaynağı olan bu durum aynı zamanda bu bölgeyi denizcilik ve fosil yakıtlar, madencilik ve balıkçılık dâhil, her tür maden çıkarma endüstrisinin erişimine açık hale getirmektedir. ©Medium

Ancak iki önemli faktör nedeniyle buradaki durum aniden değişmiştir. Faktörlerden birincisi büyük güçlerin, özellikle Rusya ve Amerika Birleşik Devletleri’nin, çatışan politikalarının gözle görülür şekilde artmış olmasıdır. Her iki ülke de Kuzey Kutup Bölgesi ülkelerinin stratejik çıkarları açısından çok önemli olduğunun bilincindedirler. İkinci faktör ise, Kuzey Kutup Bölgesi’nde olmayan ülkelerin bu bölgeye ilişkin konulara ilgilerinin giderek artıyor olmasıdır ve de Uzak Kuzey ekonomik faaliyetlerinin artışını memnuniyetle karşıladığı için. Her ne kadar bu süreçte başı Çin çekiyor gibi görünse de, Kuzey Kutup Bölgesi’nden olmayan birçok hükümet de bu konuda sağlıklı politikalar geliştirme yolları araştırmaktadırlar. Bu ülkeler arasında Japonya, Singapur, Güney Kore ve birçok Avrupalı aktörün (Almanya, Birleşik Krallık, Fransa, Hollanda, İtalya ve Fransa) yanı sıra bir bütün olarak Avrupa Birliği bulunmaktadır. Sonuç olarak Kuzey Kutup Bölgesi uluslararası stratejik sınırların dışında kalıyor. Bu durumda ortaya şu soru çıkmaktadır: Kuzey Kutup bölgesi ne dereceye kadar bir uluslararası endişe kaynağı veya bölgesel endişe kaynağı olarak düşünülmelidir?

Çevresel ve ekonomik konular

Kuzey Kutup Bölgesi’nde ‘güvenlik’ konusu eskiden beri askerȋ olmayan bir çerçeve içinde tartışılmıştır. Bu bölgenin süratle ele alınması gereken sorunu iklim değişikliğinin etkilerine duyarlı olmasıdır. Bu soruna kutuplardaki buzların erozyonu ve değişen hava şartları ve dolayısıyla yerel düzeyde sosyo-ekonomik hayata ve yerli halkın üzerinde yapacağı etkiler de dâhildir. İklim Değişikliği ile ilgili Hükümetlerarası Panel’in hazırladığı ve önümüzdeki yıllarda dünyamızda sıcaklığın 1.5o C artmasıyla meydana gelecek küresel etkileri konu alan Landmark 2018 raporu bu durumdan en fazla Kuzey Kutup Bölgesinin etkileneceğine dikkat çekiyor. Ayrıca, Kuzey Kutup Bölgesi ile ilgili tartışmaların birçoğunda iklim değişikliği odak noktası haline gelmeye başlamıştır.

Kuzey Kutup Bölgesi son yıllarda fosil yakıtlar, madencilik ve balıkçılık dâhil, denizcilik ve her tür maden çıkarma endüstrisinin erişimine açık hale geldiği için bölge gündemine ekonomik ve çevresel güvenlikle ilgili daha başka konular da eklenmiştir.

Kuzey Buz Denizi’ndeki bir zamanlar faal olmayan deniz yollarında buzların eridiği dönemlerin uzamaya başlamasıyla buradaki arama-kurtarma, deniz kazaları ve bölgedeki deniz transit rotalarına ilişkin davranış kuralları dâhil, denizcilik güvenliği ile ilgili endişeler tartışılarak gerekli anlaşmalar yapılmaya başlanmıştır. Bunlar arasında en önemlisi olan 2017 Polar Code gerek Kuzey Buz Denizinde gerek Antarktika açıklarındaki sularda sivil gemilerin transit geçişlerini düzenler. Buzları erimiş sulara ulaşmak kolaylaştıkça Kutup Denizi’nin orta kısımlarında aşırı balıkçılık faaliyetleri ile endişeleri ele alan balık avlama yasağıEkim 2018 tarihinde başlamıştır. Avrupa Birliği, Amerika Birleşik Devletleri ve Rusya’nın yanı sıra Çin, Güney Kore, İzlanda, Kanada, Norveç ve Japonya da bu yasağa destek vermişlerdir.

Son beş yıldır dünyadaki nispeten düşük enerji fiyatları nedeniyle Kuzey Kutup Bölgesinde fosil yakıt araması pek fazla yapılmamaktadır. Ancak Rusya’nın başı çektiği bazı kayda değer projeler mevcuttur. Bunlar arasında Çin ve Fransa’nın da desteklediği Yamal sıvılaştırılmış doğal gaz girişimi, ve büyük şirketlerden ayrılarak kurulan yeni şirketler de bulunmaktadır. Bazı çevresel ve yasal kaygılar olmasına rağmen, Amerika Birleşik Devletleri’nin Alaska’nın kuzeyini açık deniz petrol sondaj faaliyetlerine açma girişimleri şimdilik başarısız olmuştur. Geçtiğimiz on yılda, Kuzey Kutup Bölgesi’nde bir gerginlik yaşanabileceği konusunda uyarılar zaten mevcuttu zira birçok ülke daha kolay erişilebilen kaynaklar elde etmek için bu bölgeye girmeye başlamıştı. Ancak tam anlamıyla bir ekonomik rekabet henüz görülmemektedir. Bunun nedeni de sadece 2014’ten beri görülen düşük enerji fiyatları değil, aynı zamanda Kuzey Kutup bölgesindeki ülkelere ait sularda ve topraklar altında zengin kaynaklar bulunduğu gerçeğinin herkes tarafından kabul ediliyor olmasıdır.

Yamal Sıvılaştırılmış Doğalgaz Girişimi – Batı Sibirya’da, Kuzey Kutup Dairesinin 600 km kuzeyindeki Yamal Yarımadası’nda bulunmaktadır – Rusya’nın liderliğinde ve Çin ve Fransa’nın desteğiyle yürütülmektedir. © Resim Alten Group /Novatek izniyle servis edilmiştir.

Kuzey Buz Denizi’ne kıyısı olan devletlere ait ekonomik bölgelerin dışındaki denizcilik faaliyetlerinin sınırları konusunda bazı anlaşmazlıklar yaşanmıştır ve bu anlaşmazlıklar, bir süre, bölgenin ekonomik ve siyasi egemenliği üzerinde bir yarışa konu olacağı yönündeki spekülasyonlara katkıda bulunmuştur. 2007’de, bir Rus denizaltısının Kuzey Kutbu yakınında buz tabakasının altına metal bir Rus bayrağı yerleştirdiği tatsız olayın da bu spekülasyonlarda katalizör görevi gördüğü düşünülmektedir. Yine de, bu bölgedeki denizcilik faaliyetlerine açık sınırlar konusundaki anlaşmazlıkların çoğu ya çözümlenmiş ya da görüşmeler sessizce devam etmektedir. Barents Denizi’ndeki denizcilik faaliyetlerine açık sınırlar konusunda Rusya ve Norveç arasındaki sıkıntı yaratabilecek gerginlik 2010 yılında yapılan bir anlaşmayla yatıştırıldı. Hans Adası’nın (Grönland dilinde Tartupaluk) ihtilaflı statüsü konusundaki anlaşmazlıklar konusunda henüz benzer bir çözüme ulaşılmadıysa da adanın nihai siyasi statüsü konusunda Kanada ve Danimarka arasında görüşmeler devam etmektedir.

Potansiyel olarak daha karmaşık bir başka anlaşmazlık da, Kuzey Kutbu ve Kuzey Kutup Bölgesi’nin ortalarına kadar uzanan kadar uzanan suyun altındaki Lomonosov Tepeleri ile ilgili hak iddialarıdır. Kanada, Danimarka (Grönland yoluyla) ve Rusya bu tepeleri kapsayan alan üzerinde hak iddia etmekte ve bu bölgenin kendilerinin kıta sahanlığına ait olduğunu iddia etmektedirler. Bu üç ülkenin hükümetleri Birleşmiş Milletler Kıta Sahanlığı Sınırları Komisyonu’na güncellenmiş hak taleplerini sundular. Aralarında talebini en son sunan Ottawa oldu (bu senenin Mayıs ayında). Bu çekişmenin bir çözüme bağlanması Kuzey Kutup Bölgesi’ndeki ekonomik, hatta belki de stratejik güç dengesini büyük ölçüde etkileyecektir, yine de, bu rekabet konusunun tamamen diplomatik çevrelere bırakıldığını ve neticede kararın Barents Denizi’ndeki Norveç-Rusya anlaşmazlığında olduğu gibi iki taraflı anlaşmalarla verilebileceğini hatırlatmakta yarar vardır.

Askerȋ endişelerin yeniden ortaya çıkması

Kuzey Kutup Bölgesi’nde askerȋ endişelerin yeniden ortaya çıkması Ernest Heminway’in deyişiyle iki şekilde oldu: “önce yavaş yavaş, sonra aniden”. “Yavaş yavaş” gelişi bu bölgedeki baş aktörlerin buraya kara, deniz, hava unsurlarını getirmeleriyle başladı.

Rusya’nın 2014 yılında Kırım’ı gayrimeşru olarak ilhakını takiben Batı’nın başlattığı yaptırımların baskısını hisseden Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin Rus ekonomisini canlandırma çabalarının bir parçası olarak Kuzey Kutup Bölgesi’ni geliştirmek üzere harekete geçti. Moskova, Rusya, Sibirya ve Uzak Doğu Rusya’daki enerji projelerinin ülkenin ekonomisine büyük katkısı olacağı, Kuzey Denizi Rotası’nın Asya-Avrupa arasındaki deniz taşımacılığını hızlandıracağı ve buna bağlı olarak yapılan limanlar ve altyapının Kuzey Kutup Bölgesi’ndeki deniz ticaretini destekleyeceği konusunda iyimser. Bu da Rusya’nın Kuzey Kutup Bölgesi varlıklarını Amerika Birleşik Devletleri ve Kuzey Avrupalı Müttefiklerinin dikkatini çekecek şekilde koruma yolları aramakta olduğunu gösteriyor.

Terkedilmiş halde bulunan Soğuk Savaş dönemine ait tesisler yeniden açıldı ve Rus uçakları ve denizaltıları Kuzey Kutup Bölgesindeki diğer ülkelerin alanlarına ve yakınlarına daha sık girmeye başladı. (Hatta bu yılın Mayıs ayında garip bir olay oldu: Norveç’in kuzey sahillerinde üzerinde Rus yapımı bir askı bulunan bir beluga balinası yakalandı; balinanın casusluk amacıyla gönderildiği ileri sürüldü.) Rus askerî kuvvetlerinin son zamanlardaki en büyük tatbikatı olan Vostok 2018, Sibirya ve Rusya’nın Uzak Kuzey bölgesinde yapılan operasyonları kapsıyordu; Moskova, Kuzey Kutup Bölgesindeki radarlarının kapsama alanını genişletti ve yabancı uçak ve gemilerin telsiz-elektronik iletişim kanallarını karıştırma sistemleri (jamming) geliştirdi.

Rus askerleri Rusya’nın Kuzey Kutup Denizi’nin uzak bölgelerindeki Rusya’ya ait Franz Josef Adalarından biri olan Alexandra Adası üzerindeki Nagurskoye askerî üssünde nöbet tutuyorlar – Mart 2017. © REUTERS

ABD ve NATO müttefikleri bu faaliyetlere çeşitli yollarla tepki vermişlerdi. Örneğin, ABD deniz kuvvetlerinin İkinci Filosunda Kuzey Buz Denizinde daha gözle görülür operasyonlar için yeni yöntemleri geliştirmek gibi bazı iyileştirmeler yapıldı; Keflavik, İzlanda’da 2006’da Amerikan kuvvetlerinin çekilmesinden sonra terkedilen askerî tesisler ABD tarafından yeniden açıldı; ABD Sahil Koruma Teşkilatı tarafından hâlâ kullanılan iki eski buzkıran geminin yerine yeni buzkıranların inşa edilmesi ile ilgili ertelenen planlar tamamlandı. Buna kıyasla, Rusya halen nükleer gemiler de dâhil kırktan fazla işlevsel buzkırana sahip. Bu yılın Nisan ayında bu tür nükleer gemilerin sonuncusu olan Ural, St. Petersburg’da resmen denize indirildi.

Washington’un Kuzey Kutup Bölgesine askerî gözlükle bakmaya başladığının en belirgin sinyalini Dışişleri Bakanı Mike Pompeo’nun bu yıl Rovaniemi, Finlandiya’da yapılan Kuzey Kutup Bölgesi Konseyi Bakanlar toplantısında yaptığı konuşması verdi. Bu konuşma bölgede ortaya çıkmakta olan güvenlik sorunlarının “aciliyetine” işaret etti. Pompeo diğer Kuzey Kutup Bölgesi oyuncularından askerî birer tehdit olarak söz etti ve Rusya’nın Kuzey Deniz Rotası ile ilgili hak iddialarının ve Kuzeybatı Geçidi üzerinde Kanada’nın egemenliğinin (ki bu geçidi Washington uluslararası sular olarak görüyor) ‘gayrimeşru’ olduğunu ileri sürdü. Ayrıca konuşmasında iklim değişikliğine hiç değinmedi ve toplantının sonunda Konsey resmî bir deklarasyon yayımlayamadı zira ABD delegasyonu toplantıda iklim değişikliğine değinen hiçbir ifadeye destek vermedi.

Dışişleri Bakanı Pompeo’nun konuşmasında Kuzey Kutup Bölgesinin güvenliği ile ilgili kaygılar konusunda dikkat çeken bir diğer nokta da Pompeo’nun eleştirilerinde sadece Rusya ve Kanada’yı değil, Kuzey Kutup Bölgesi ülkelerinden olmayan fakat son on yılda bilimsel diplomasi ve ekonomik işbirliği alanlarındaki Kuzey Kutup Bölgesi politikalarını ciddi ölçüde arttıran Çin’i de hedef almasıydı. Pompeo konuşmasında Beijing’i Kuzey Kutup Bölgesi ile ilgili faaliyetlerini arttırdığı için ağır biçimde eleştirdi; hâlbuki yukarıda da belirtildiği gibi, Amerika Birleşik Devletleri de dȃhil Kuzey Kutup Bölgesi ülkesi olmayan birçok ülke bunun aynısını yapmıştı. Pompeo ayrıca Çin’in Kuzey Buz Denizinde aynı Güney Çin Denizindekilere benzer stratejiler geliştirmeye çalıştığını ima etti — bu iki vakanın birbirinden tamamen farklı siyasal ve yasal çerçevelere sahip olmasına rağmen.

Amerikan hükümetinin bu yılın başlarında yayımladığı bildirilerde — ABD Sahil Koruma Teşkilatı tarafından Nisan 2019’da yayımlanan politika raporuve ABD Savunma Bakanlığı’nın bir ay sonra yayımladığı Çin’in askerî faaliyetleri konusundaki yıllık rapor da dȃhil — Beijing Kuzey Buz Denizinde düzeni bozucu bir unsur olarak gösterilmeye çalışılıyor. Raporlarda aynı zamanda Çin’in Kuzey Buz Denizindeki bilimsel faaliyetlerinin bölgede denizaltı konuşlandırmak da dâhil çeşitli askerî stratejilere yol açabileceği ima ediliyordu. ABD (ve Danimarka) Çin’in Grönland’da madencilik ve potansiyel altyapı yatırımları gibi konusunda endişeliler. Bu arada Çin bir [a href=https://www.scmp.com/news/china/military/article/3002455/china-build-30000-tonne-nuclear-powered-ship-described]nükleer buzkıran inşa etmek istediğini (ülke halen Kuzey Buz Denizinde operasyon yapabilecek çapta iki konvansiyonel buzkırana sahip) ve bu teknolojinin teorik olarak askerî gemilere de transfer edilebileceğini duyurdu.

Kuzey Kutup Bölgesinde olmayan birkaç ülke bölgeyle ilgili konulara giderek daha fazla ilgi gösteriyorlar; Uzak Kuzey ekonomik faaliyetlerin artışından son derece memnun. Çin, Kuzey Kutup Bölgesinde ‘Modern İpek Yolu’nu geliştirmek konusundaki arzusunu beyan etti. © USNI News

Çin’i Kuzey Kutup Bölgesinin dışında tutmaya çalışmak tartışmalı bir konu, zira Beijing daha şimdiden Rusya dâhil hem bölgenin diğer devletleriyle, hem de Nordik bölgede güçlü bağlar oluşturmuş durumda. Ayrıca artık Beijing çapı ve ekonomik gücü nedeniyle ortaya çıkmakta olan Kuzey Kutup Bölgesi politikalarını etkileyebilecek konumda. Finlandiya’da yapılan Kuzey Kutup Bölgesi Konseyi toplantısının hemen ardından Şanghay’da bir Kuzey Kutup Dairesi Forumu yapıldı. Forumda Çin’in Kuzey Kutup Bölgesindeki araştırma ve yatırımlarının başarıları vurgulandı; bunlar arasında Kuşak ve Yol Girişimi çerçevesindekiler de vardı. Kuzey Kutup Bölgesi 2017’de resmen Kuşak ve Yol Girişimi’ne dâhil edilmişti. Beijing’in Kuzey Kutup Bölgesi politikası hakkında hazırladığı Ocak 2018 tarihli Beyaz Kitap, ‘Modern İpek Yolu’ konusuna açıklık getirdi. Şanghay toplantısında ayrıca Çin’in Kuzey Kutup Bölgesinde yeni örgütlere önayak olma arzusuna da değinildi – bu da ülkenin Kuzey Kutup Bölgesinin mevcut yönetişimini sorgulamayı amaçlamadığını vurgularken bölgede marjinalleştirilmeyi de kabul etmeyeceğinin bir işaretiydi.

Hem Rusya hem de ABD Kuzey Kutup Bölgesi stratejilerini sertleştirmeye devam ettiklerinin sinyallerini veriyorlar. Putin hükümeti yabancı gemilerin Kuzey Deniz Rotasını kullanmaları konusunda yeni koşullar ilan etti; bunlardan bazıları Rus makamlarını 45 gün önceden haberdar etme ve gemiler ve taşıdıkları kargo hakkında bilgi verme zorunluluğu da var. Bu kurallar Amerikan makamları tarafından eleştirildi; bir Amerikalı Amiral tepkisini Kuzey Buz Denizinin ‘hiç kimsenin gölü’ olmadığı şeklinde ifade etti.

Bu arada ABD bu yaz ciddi lojistik zorluklara ve Kanada ve Rusya’nın olası muhalefetine rağmen Kuzey Kutup Bölgesinde ‘navigasyon özgürlüğü operasyonları’ yapmayı umuyor. Bu ay ABD Savunma Bakanlığı güncelleştirilmiş bir Kuzey Kutup Bölgesi strateji raporu yayımladı; raporda Çin ve Rusya’nın bölge güvenliğine karşı oluşturdukları sorunlar yinelendi ve Beijing’in ekonomik gücünü kullanarak Kuzey Kutup Bölgesi yönetişimini etki altına alma olasılığı ile ilgili endişeler ifade edildi. Rapor ABD’nin Kuzey Kutup Bölgesindeki sorunlar konusunda daha fazla bilinç oluşturması, bölgedeki operasyonları güçlendirmesi, tatbikatlar ve soğuk hava eğitimi düzenlemesi ve bölgede ‘kurallara dayanan düzeni’ desteklemesi gerektiğini teyit etti.

Kuzey Kutup Bölgesi bugün bölgesel güvenlik konusunda olası bir ‘Realpolitik intikamı’ ile karşı karşıya zira bölgedeki iki büyük aktör Rusya ve ABD’nin yanısıra Çin gibi Kuzey Kutup Bölgesi ülkesi olmayan büyük devletlerin stratejik kaygıları bölgede daha fazla hissediliyor. Uzak Kuzey iklim değişikliği tehdidi nedeniyle uluslararası odak noktası olmaya devam ederken, bölge stratejik sınırlardan uzaklaşıp belirsiz bir ana akıma doğru hareket etmeye devam ettiği için bu gibi güvenlik konuları artık global stratejik söylemlerde klasik kuvvet politikası ile eşit ağırlık taşıyacak gibi görünüyor.