Yıldönümleri pembenin çeşitli tonlarını taşıyan geçmiş anıları da beraberinde getirir. 9 Temmuz’da 20. yılını kutlayacak olan NATO-Ukrayna Belirgin Ortaklığı’nın hatırlanması gereken birçok başarıları vardır. Batı Balkanlar’da NATO önderliğindeki operasyonlara katılımı dâhil, Ukrayna’nın Avrupa-Atlantik güvenliğine yaptığı katkılar bu zorlu bölgede büyük değişiklikler yaratmıştır. NATO ve Ukrayna, ayrıca, çeşitli reformları destekleme yeteneğine sahip gayet etkileyici bir alet kutusu da oluşturmuşlardır.

Ancak Belirgin Ortaklık bazı önemli alanlarda beklentileri karşılayamamıştır. 2014’teki Rus işgalinden önce, Ukrayna ne zaman varlığına yönelik en büyük tehdit (Rusya’nın giderek artan baskıları) karşısında NATO’dan destek istemişse, İttifak’ın çoğu kez bu konuyu görüşmeye dahi pek istekli olmadığını görmüştür.

Ukrayna’nın buna NATO’nun Üyelik Eylem Programı üzerinde aşırı derecede odaklanmak şeklindeki reaksiyonu yarardan çok zarar getirmiş, gayet kıymetli olan siyasi sermaye israf edilmiş ve neredeyse on yıl boyunca önemli reformların uygulanması konusunda ilgiyi dağıtmıştır. Ukrayna’nın yapacağı önemli reformla ilgili adımları önceliklendirmesinin yanı sıra ülkenin geçmişten kalan kurumlarının ve yöntemlerinin buna paralel direnişleri Müttefikler için can sıkıcı olmuştur.

Belirgin Ortaklık yirminci yaşını doldururken bir yenilenme ve yeniden diriliş dönemi başlamıştır. 2014 yılındaki Onur Devrimi (Revolution of Dignity) Viktor Yanukovych’in ihmallerle dolu talihsiz başkanlık dönemini (2010-2014) sona erdirmiştir. İttifak, Ukrayna’nın Yanukovych döneminde ciddi şekilde yıpranan kurumları yeniden kurmasına ve Rusya’nın saldırganlığına karşı kendisini savunmasına destek olmak için önemli miktarda kaynak sağlamıştır.

Bu yenilenme daha tatminkâr bir ilişki kurmak için bir fırsattır: güçlü noktalar üzerinde yoğunlaşıp memnuniyetsizlik yaratacak noktalardan kaçınan, ve Ukrayna’nın en acil iki ihtiyacına - bağımsızlığını koruması ve devlet kurumlarının modernizasyonu – olumlu sonuç getirecek bir ilişki.

Dört ders

Geriye dönüp NATO-Ukrayna Belirgin Ortaklığı’nın geçirdiği yirmi yıla ve bu sürecin on yılında üstlendiğim resmi role baktığımda, ortaya bugün ilişkilerin gelişmesinde önemli olacak dört temel ders çıkıyor.

Birincisi: Ukrayna’ya – ve Belirgin Ortaklık Şartı’na - hak ettiği övgüyü verelim.

Şart’ın imzalandığı 1997 yılında diyalog ve işbirliği için ortak bir çerçeve sunan NATO’nun Barış için Ortaklık Programı (BİO) eski Varşova Paktı ülkelerini, bağımsızlığını yeni kazanmış ülkeleri ve bağlantısız Batı Avrupa ülkelerini bünyesinde toplamayı başarmıştı.

 9 Temmuz 1997 yılında NATO ve Ukrayna, Madrid’deki NATO Zirvesinde bir Belirgin Ortaklık Şartı imzaladılar.© NATO

9 Temmuz 1997 yılında NATO ve Ukrayna, Madrid’deki NATO Zirvesinde bir Belirgin Ortaklık Şartı imzaladılar.© NATO

Ancak BİO istikrarlı bir son aşma değildi. Orta Avrupa ve Baltık devletleri İttifak üyeliği için çırpınıyorlardı. Üç ülke – Çek Cumhuriyeti, Macaristan ve Polonya – katılım görüşmelerine başlamak üzere davet edilmişlerdi. Rusya ise NATO ile “tarihi” nüfuz alanını koruyabilecek ve NATO politikalarını kontrol altında tutabilmesine yardımcı olacak daha ayrıcalıklı bir “Özel İlişki” geliştirme peşindeydi. NATO üyeleri hâlâ Avrupa tarihinin yükünü taşıyorlardı: “barışı kazanmak” için çaba gösterilmezse Yugoslavya’nın parçalanması sırasında veya Doğu Avrupa’da iki dünya savaşı arasındaki dönemde yaşanan korkunç olayların geri geleceği korkusu vardı.

Ukrayna bu zorlu bölgede övgüye değer tutarlı ve yapıcı bir rol oynamıştır. Ukrayna’nın Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Teşkilatı’nın devletlerarası ilişkiler konusundaki ilkelerine bağlılığı, NATO sınırlarında ve Karadeniz bölgesinde istikrarın sağlanmasında önemli bir faktör olmuştur. Ülkenin BİO’ya tam katılımı ve NATO operasyonlarındaki tutarlı ve somut katkıları ortaklık için yüksek bir standart belirlemiş ve Rusya’nın davranışına güzel bir tezat oluşturmuştur. Ukrayna 1997 yılında yedi yıllık ekonomik bir daralma, azalan nüfus ve belirsiz politikalarla karşı karşıya kalmasına rağmen bir felaketle karşılaşmamak için ekonomik, siyasal ve ulusal güvenlik alanlarında yapılması gereken reformlarda, arada duraklamalar yaşansa bile, giderek artan bir ilerleme göstermiştir.

Belirgin Ortaklık’ın sağladığı düzenli diyalog Ukrayna’nın bölgede yapıcı bir katkı sağlamasını teşvik etmiş ve kolaylaştırmıştır. Gerginliklerin yaşandığı durumlarda, müşterek danışmalar istikrarı sağlamakta önemli bir unsur olmuştur. Örneğin, 2001 yılında Ukrayna’nın eski Yugoslav Makedonya Cumhuriyeti'ne 1silah satışı konusunda orta çıkan tartışmalarla ilgili bir müşterek uzmanlar toplantısında söz konusu ülkedeki operasyonel gerçekler hakkında verilen bilgiler üzerine Ukraynalı yetkililer İttifak’ın endişelerini daha iyi anlamış ve politikalarını değiştirmişlerdir.

İkincisi: Mevcut mekanizmalar ve girişimlerden mümkün olduğunca yararlanın.

NATO ve Ukrayna, özellikle Belirgin Ortaklık’ın ilk beş yılında, muazzam bir alet kutusu geliştirmiştir. Geliştirilen bu alet ve araçlar her yıl hedefleri belirlenip gözden geçirilen geniş bir reform ve kurum oluşturma ajandasından savunma reformu, ekonomik güvenlik ve teknik işbirliğine, profesyonel gelişme veya hafif ateşli silahların imha edilmesiyle ilgili program ve projelere kadar geniş bir yelpaze oluşturan noktalarda işe yaramıştır.

Ukrayna’nın BİO programına katılımını kolaylaştıran ve savunma ve güvenlik sektöründeki reformları için yürütülen çabaları destekleyen NATO İrtibat Bürosu, ve NATO Enformasyon ve Dokümantasyon Merkezi gibi NATO’nun ülke içi büroları, belirli bir konuyla ilgili binlerce kişi ile doğrudan ilişkiler kurarak ve yürüttükleri çabalar arasında uyum sağlayarak NATO-Ukrayna çalışmalarını bir üst seviyeye çıkarmışlardır. Kısa süre önce bu iki büronun bir NATO temsilciliği çatısı altında birleştirilmesi örgütsel sürtüşmeleri azaltmak yönünde olumlu bir adımdı; ancak yapılacak başka değişikliklerin bu temel ilişkiler üzerinde olabilecek işlevsel etkilerine dikkat etmek gerekir.

Yeni girişimler düşünenler için Ukrayna’nın Üyelik Eylem Planına (ÜEP) katılmak için verdiği uğraşın hikâyesi - ve İttifak’ın bunu gerçekleştirmek için verdiği mücadele – son derece eğitici olacaktır. Aralık 2001’de, Ukrayna, Rusya’nın giderek artan baskılarına karşılık olarak ÜEP’ye katılma planını önerdi. Ukrayna Devlet Başkanı Kuchma’nın samimiyetinden şüphe eden Müttefikler de bir uzlaşma zemini hazırladılar: Kasım 2002’de yapılacak olan Prag Zirvesinde benimsenen, NATO üyeliğinin gerektirdiği standartlar bağlamında politika, ekonomi ve ulusal güvenlik alanlarında yoğun danışmalar, işbirliği ve değerlendirmelere olanak sağlayacak bir “Eylem Planı”. Yani “Ü” sü eksik bir ÜEP.

Ancak bu büyülü “Ü” harfinden yoksun olan bu güçlü araçtan gerektiği kadar yararlanılamadı ve “ÜEP’ye katılmak” Ukrayna diplomasisi için kutsal bir amaç haline geldi. Sonuç ise bölünmüş bir İttifak, önemli NATO-Ukrayna toplantılarının başarısız geçmesi ve ciddi fırsat maliyetleri oldu. 2005 ve daha sonra 2007-2008 yıllarında en az iki fırsat daha kaçırıldı: ÜEP sevdası, siyasi ilgi ve kaynakları Ukrayna’nın gerçek zayıflıkları noktaları üzerine çekmek üzere düzenlenmiş olan pratik girişimleri saf dışı bıraktı. Bu kaçırılan fırsatlar tarihsel önem taşıyorlardı.

Üçüncüsü: Kurumlar reformların tutmasını sağlayan yapıştırıcıdır.

Ukrayna’nın resmi kurumları çoğu kez İttifak ile çalışmanın kazandırdığı know-how ve bilgiyi ileriye taşıyacak bir araç olarak zayıf kalmışlardır. Ukraynalı birlikler BİO standartlarında eğitim alırlar ama temel kılavuzlarında bu eğitimi yansıtacak bir değişiklik yapılmamıştır. Bir operasyonda konuşlandırılmak üzere oluşturulan bir birliğin üyeleri görevleri bittiği zaman yine eski birliklerine dönerler. Eğitim için dış ülkelere gönderilen subaylar kazandıkları deneyimlerin silahlı kuvvetlerden ziyade sivil düşünce kuruluşlarınca takdir edildiğini görmektedirler.

Buna karşılık, 2002 yılında, Belirgin Ortaklık’ın beşinci yıldönümünde, NATO-Ukrayna askeri işbirliğini yöneten bizlerin bu konudaki açık sözlü değerlendirmelerimiz “belirli faaliyetlerde gayet başarılı, ancak sistemik etkisi gayet kısıtlı” şeklinde oldu. Ukrayna’nın Brüksel’deki Askeri Temsilcisinin, siyasi baskıya rağmen, bu değerlendirmeye katılması askeri ilişkilerdeki açık sözlülüğün bir kanıtıydı. Bu aynı zamanda Temsilcinin, Ukrayna Silahlı Kuvvetlerinin NATO faaliyetleri sırasında kazanılan deneyimleri temel doktrin ve prosedürlerin dışında, konuyla ilgisizmiş gibi görme eğilimini dile getirmek için de bir fırsat oldu.

Ukrayna’nın resmi kurumlarındaki zayıflık hoş olmamakla beraber bir gerçektir ve bu gerçeği kavrayamamış program ve projelerin getireceği sonuçlar da doğal olarak hayal kırıklığı yaratacaktır. Buna karşılık, gayet başarılı ve kalıcı olan projeler ise kendi kurumsal tabanlarını geliştirmişlerdir. Örneğin, Profesyonel Gelişim Programı (PDP), projeye özgü bir müşterek komite içeriyordu. Ve 2007-2009 yılları arasında savunma ile ilgili danışmanlık çabalarını koordine etmek üzere Savunma Bakanlığı bünyesinde bir müşterek koordinasyon komitesi kuruldu.
Savunma Bakanlığı politikalar direktörünün başkalığındaki bu komiteye NATO İrtibat Bürosu da destek verdi.

Bu müşterek yönetim çabalarının başarılı olması için gereken ilkeler son derece nettir: enformasyonun şeffaf olması, standartlar ve prosedürlere sadık kalınması ve üst makamlara karşı sorumluluğun müşterek olması. Profesyonel Gelişim Programı (PDP) gibi çalışma düzeyindeki projeler Savunma Reformu Müşterek Çalışma Grubu’na, ve onun vasıtasıyla da işbirliği faaliyetlerini yöneten ve Müttefiklerle Ukrayna arasında bir danışma forumu oluşturan NATO-Ukrayna Komisyonuna karşı sorumludur. Konuya odaklanmak için Brüksel’de yapılacak ve Savunma Bakanlarına rapor edilecek bir sunum çok işe yarayacaktır.

Ukrayna’nın resmi kurumlarının zayıflıklarının tersine, ülkenin gayrı resmî kurumları ve kişisel bağlantıları son derece güçlüdür. Bunlar Ukraynalıların işlerin yürümesi için yüzyıllardır - çoğu kez kurumlara rağmen - dayandıkları mekanizmalardır. Son yıllarda bu gayrı resmi kurumlar sosyal değişimler için bir itici güç olmuştur. Bu kurumlar özellikle 2014’te Ukrayna muharebe birliklerini seferber edip ülkenin doğusuna konuşlandırabilmek için savunma sistemindeki boşlukları -- lojistik, eğitim, tıbbi destek – başarıyla doldurmuşlardır. NATO-Ukrayna işbirliği bu kurumların enerji ve ısrarlı çabalarını başarılı biçimde yönlendirilebilirlerse kalıcı eğişim için önemli bir güç olurlar.
Dördüncü olarak: Değerleri Hatırlayalım.
Yukarıda bahsedilen değerlendirme son derece doğru olsa da maalesef eksiktir. Bunu 2004 ilkbaharında Ukrayna’daki NATO İrtibat Bürosuna gelir gelmez keşfettim. Kısa sure önce BİO da çalışmak üzere tayin edilmiş bir birliğe yaptığım ziyarette komutan ziyaretçiler arasında bulunan eski birlik komutanlarına – Sovyet Albay ve Generalleri – beni resmen tanıştırdı ve şöyle dedi: “Biz artık NATO ile çalışıyoruz. NATO bizim geleceğimiz.”
Bu basit ve cesur eylemin tam etkisi bir kaç ay sonra pratik olarak görüldü. 22 Kasım 2004’te seçimlere hile karıştığı gerekçesiyle Kiev’de protesto eylemleri başlamıştı. Binlerce asker ve yüzlerce zırhlı araçtan oluşan bir birliğe başkenti ablukaya alması emri verildi ancak birliğin komutanı büyük bir kişisel ve profesyonel riski göze alarak bu emre uymayı reddetti.
Komutanın bu ilkeli duruşunun birçok diğer komutan tarafından defalarca tekrarlanması Ukrayna tarihini derinden etkiledi: hile karışan seçimin sonuçlarının barışçıl biçimde iptali ile sonuçlanan Turuncu Devrim’in başarısına doğrudan katkısı oldu. Ayrıca uzun vadede silahlı kuvvetlerin demokrasi taraftarlarının safında yer almasına yol açtı — bu durum 2014 Onur Devrimi’nde de önemli bir rol oynadı.

 2014 Onur Devrimi (Maidan olarak da bilinmektedir) ve Devlet Başkanı Viktor Yanukovych’in devrilmesinin ardından Rusya bilinçli olarak Ukrayna’nın doğusunda istikrarsızlık yarattı ve Kırım’ı gayrımeşru olarak ilhak etti. Buna tepki olarak İttifak, Ukrayna’nın kendi güvenliğini sağlayabilme yeteneğini desteklemek amacıyla önemli miktarda kaynak sağladı.

2014 Onur Devrimi (Maidan olarak da bilinmektedir) ve Devlet Başkanı Viktor Yanukovych’in devrilmesinin ardından Rusya bilinçli olarak Ukrayna’nın doğusunda istikrarsızlık yarattı ve Kırım’ı gayrımeşru olarak ilhak etti. Buna tepki olarak İttifak, Ukrayna’nın kendi güvenliğini sağlayabilme yeteneğini desteklemek amacıyla önemli miktarda kaynak sağladı.

2002 yılındaki “sınırlı sistemik etki” değerlendirmesi düşünülürse, bu mütevazı bir dersti: NATO-Ukrayna ilişkilerinin dinamikleri bir projeyi değerlendirmede kullanılan rakamların çok ötesindedir. Ukrayna’nın askeri profesyonelleri bir politik partiye değil ülkelerine ve halka hizmet verdikleri görüşündedirler. 2004’ün sonlarına gelindiğinde 20,000 den fazla asker NATO önderliğinki operasyonlara veya Birleşmiş Milletler barışı koruma operasyonlarına katılmış, NATO’lu meslektaşlarıyla omuz omuza çalışmış ve kendi vatandaşlarına saldırmanın nefret edilecek bir suç olarak algılandığı bir profesyonel toplumun parçaları olarak hissetmişlerdi. Bugün bu sayı neredeyse iki katına çıkmıştır.

‘Yakınlık’ duygusu silahlı kuvvetlerde çok yaygındır: Ukrayna Savunma Bakanlarından biri bu konuda şu bilgiyi paylaşmıştı: Rus meslektaşım ve benim ortak bir dilimiz var, bu nedenle benim onunla konuşmam çok kolay. Ama İspanyol meslektaşımla konuşacak çok daha fazla şeyim var.” Bu ‘yakınlık’ duygusu Ukrayna hükümeti içindeki ve dışındaki stratejik düşünürlerin çoğunluğu tarafından da paylaşılmaktadır. Bu düşünürlerin politika tasarıları ile ilgili olarak görüşlerine başvurdukları Batılı meslektaşları ile güçlü bağları vardır (ve ülkeleri için geçerli olacak başka bir seçenek görmemektedirler.)

 Ukraynalılar NATO’daki meslektaşlarıyla omuz omuza çalışarak, 1996’da Bosna ve Hersek’te, 1999’da Kosova’da ve 2007’de Afganistan’da konuşlanarak NATO önderliğindeki barışı destek operasyonlarına hizmet etmişlerdir.

Ukraynalılar NATO’daki meslektaşlarıyla omuz omuza çalışarak, 1996’da Bosna ve Hersek’te, 1999’da Kosova’da ve 2007’de Afganistan’da konuşlanarak NATO önderliğindeki barışı destek operasyonlarına hizmet etmişlerdir.

Yirmi yıldan sonrasına bir bakış

Yıllarca süren göreceli sükûnetten sonra Ukrayna’nın Onur Devrimi ve Rusya’nın Kırım ve Donbas’daki saldırganlığı NATO-Ukrayna Belirgin Ortaklığı’nı yeniden yoğun bir faaliyet dönemine soktu. Bu saldırganlığa cevaben NATO Rusya’nın saldırganlığı ile ilgili gerçekleri açıklayarak ve yanlış bilgilendirmeleri çürüterek gerek kamu gerekse hükümetler arası platformlarda stratejik iletişimde önemli bir rol oynadı. İttifak – NATO ve bireysel olarak Müttefikler – Ukrayna’nın operasyonlarını desteklemek ve çok ihtiyaçları olan yetenekleri geliştirmeleri için önemli miktarda kaynak tahsis etti.

İleriye dönük sorun, kalıcı sonuçlar alabilmek için bu kaynakların etkin biçimde kullanılıp kullanılamayacağı. Turuncu Devrim sırasında Belirgin Ortaklık’ın araç gerecinin bunu başarabileceği kanıtlandı. NATO-Ukrayna Komisyonu ve altındaki komiteler ve programlanmış araçlar net bilgi akışını garanti edebilir, müşterek yönetim sağlayabilir ve siyasi diyalog ile pratik çalışmalar arasında bağlantı kurabilir. NATO’nun ülkelerdeki temsilcilikleri NATO programları, Müttefikler ve Ukrayna kurumları gibi çeşitli aktörlerin faaliyetlerini birbiriyle uyumlu kılmakta önemli bir rol oynarlar –– ki bu da başarı için şarttır. Müttefikler ulusal bütçelerinden yeterli destek tahsis ederlerse pratik projelerin fon mekanizması sayesinde sürdürülebilecek şekilde desteklenebilir.

Pratik projelerde politikaları ve politik düzeyleri ve bunların toplumun bütünündeki tartışmalarla bağlantısını göz ardı etmemek önemlidir. Stratejik iletişimin rolü kadar İttifak ve Ukrayna bünyesindeki stratejik düşünürler arasındaki bağların kuvvetlendirilmesi ve politika ve reform görüşmelerinde seslerinin duyulması için sürdürülen çabaların rolü de önemlidir.

Son ve en önemli olarak, İttifak Belirgin Ortaklık’ın en önemli başarılarından birinin birey düzeyinde bir yakınlaşma oluşturmak olduğunu unutmamalıdır – ortak değerlerin korunması için sürdürülen ortak çalışmalardan doğan bir yakınlık. Silahlı kuvvetlerin günlük çalışmalarının çoğu BİO ve NATO operasyonları çerçevesinde omuz omuza çalışarak gerçekleşir. Ancak Ukrayna operasyonlarının ağırlık merkezi artık Doğu’ya kaydığı ve burada NATO ve Müttefik personelinin faaliyetleri kısıtlı olduğu için, bu düzenli temasların azalması riski vardır.

Bu yakınlaşmanın bir tehlikesi daha vardır: Rusya’nın 2014 başlarında Ukrayna’yı istila etmesinin ardından Ukrayna’nın savunma yardımı talebine Batının ilk tepkisinin Ukrayna’da yetersiz olarak görülmesinden kaynaklanan haklı kırgınlık. Bu kırgınlık duygusu İttifak’ın Ukraynalı meslektaşları nezdindeki moral otoritesine ve politik inanılırlığına zarar vermekte, sorunlu konuları ele alma çalışmalarına köstek olmaktadır.

Verilen bu zarar ciddidir: eğer ele alınmazsa bir çaresizlik, hayal kırıklığı ve ilişkilerde çözülme döngüsüne yol açabilir. Ama eğer NATO-Ukrayna Şartı’nın 14. Maddesinde belirtildiği gibi İttifak topluca (veya yeterli sayıda bireysel müttefik olarak) bu yetersizliği itiraf eder ve Ukrayna’nın egemenliğini, bağımsızlığını ve toprak bütünlüğünü desteklemek konusundaki taahhütlerini yerine getirmek için ciddi bir faaliyete girişirse bu zarar tamir edilebilir.

Kanımca, biraz bile inandırıcı olabilmek için bu faaliyetlerin – gecikmeli de olsa - Ukrayna’ya savunma silahları sağlanmasını da içermesi gereklidir (bunlarla ilgili eğitim, destek ve yeni operasyonel metotların tanıtımı dahil). Bu yardım, daha büyük bir savaş durumunda Rusya’nın sırtını dayayabileceği avantajlara karşılık - zırh, hava gücü, elektronik savaş ve stratejik istihbarat gibi alanlarda - caydırıcılığı destekler ve stratejik istikrarı önemli ölçüde arttırır. Ukrayna içinde ve çevresinde Müttefik personelinin düzenli varlığı da caydırıcılığı arttırır ve Müttefiklere Ukrayna’nın reformlarını teşvik etmekte siyasi sermaye sağlar.

 Devlet Başkanı Petro Porochenko, NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg ve NATO Askeri Komitesi Başkanı Petr Pavel Varşova’da yapılan ve Müttefik liderlerin Ukrayna’ya daha fazla destek taahhüt ettikleri NATO-Ukrayna Komisyonu toplantısında birbirlerini selamlıyorlar – 9 Temmuz 2016. © NATO

Devlet Başkanı Petro Porochenko, NATO Genel Sekreteri Jens Stoltenberg ve NATO Askeri Komitesi Başkanı Petr Pavel Varşova’da yapılan ve Müttefik liderlerin Ukrayna’ya daha fazla destek taahhüt ettikleri NATO-Ukrayna Komisyonu toplantısında birbirlerini selamlıyorlar – 9 Temmuz 2016. © NATO

Ukrayna’nın İttifak’ın süregelen sıkıntılarını kabul edip bunların üzerine gitmek gibi bir de sorumluluğu vardır. Ukrayna, hiç olmazsa işbirliği ve reform programlarını ulusal planları kapsamına dâhil etmeli, bunları daha şeffaf biçimde yönetip değerlendirmeli ve NATO ve Müttefiklerin taahhüt ettikleri kaynaklar sayesinde elde edilen bazı sonuçları görmelerini sağlamalıdır. Ayrıca Ukrayna’nın askeri liderleri silahlı kuvvetlerde nesiller arası geçişi proaktif biçimde planlayarak; gerek savaş gerekse İttifak ile işbirliğinde deneyimi olan personeli gelecek nesil askeri liderler olarak belirleyerek; onları gerekli deneyimlerle hazırlayarak (savaş alanında liderlik ve yurt dışında eğitim de dâhil); ve üst düzeyli liderlik pozisyonlarına getirmeye çalışarak cesaret ve vatanseverlik örneği oluşturabilirler.

Şerefe kaldırılacak kadehler

Görevliler ve dostlar 9 Temmuz’da NATO-Ukrayna Belirgin Ortaklığının 20. yıldönümü dolayısıyla Kiev ve Brüksel’de bir araya geldiklerinde başarıya kadeh kaldırmayı hak ettiler – ama bazı uyarılarla.

Ukrayna her zaman olduğundan çok daha fazla Avrupa-Atlantik güvenlik alanı içinde - ama tam hak ettiği noktada değil. İşbirliği programlarının ve danışmanlık misyonlarının çapı ve derinliği Kiev’in bugüne kadar gördüğünün çok üstündedir – her ne kadar “sınırlı sistemik etki” değerlendirmesi hala geçerli ise de. On binlerce asker, görevli, uzman, gazeteci, parlamenter ve sıradan vatandaş Belirgin Ortaklık vasıtasıyla bir yakınlaşma içinde; ve bizim de bu başarıdaki ufak da olsa katkımıza kadeh kaldırmaya hakkımız var.

Ayrıca geçtiğimiz üç yıl içinde Rusların saldırgan eylemlerinde yaşamlarını kaybetmiş binlerce Ukraynalıyı, evlerini terk etmek zorunda kalmış milyonlarca insanın mücadelelerini, daha büyük bir savaştan caydırmak için çalışan, giderek artan siber saldırılara karşı korunma sağlayan, ve temel demokratik kuruluşlarımıza yönelik yanlış bilgilendirmeye karşı çıkan yüz binlerce görevlinin – askeri ve sivil— her gün yaptıkları fedakarlıkları anmak da bizim görevimiz. İşte Belirgin Ortaklık bu daha da tehlikeli dünyaya doğru yolculuk ediyor –risklerin her zamankinden daha yüksek olduğu bir dünyaya.

Üçüncü kadehimizi de Belirgin Ortaklık’ı yönetme görevinin verildiği kişilerin şerefine kaldırmalıyız: geçmişten alınan dersleri ileriye taşıma bilgeliğine, geriye kalan hayal kırıklıklarını ve dargınlıkları bir kenara bırakma cesaretine, NATO-Ukrayna ilişkisini bu tehlikeli yeni dünyaya başarıyla taşıma enerjisine ve hayal gücüne sahip olmaları dileğiyle.

1Türkiye bu ülkeyi anayasal adıyla Makedonya Cumhuriyeti olarak tanımaktadır.