Söyleşi
Nick Witney: Avrupa Yetenekleri
 


Nick Witney, Avrupa’nın savunma yeteneklerini iyileştirmek amacıyla Temmuz 2005’te AB Bakanlar Konseyi tarafından kurulan Avrupa Savunma Ajansı’nın ilk üst düzeyli yöneticisidir. Ajans’taki görevine Birleşik Krallık Savunma Bakanlığı’ndan gelen Nick Witney, bakanlıkta son görevi olan uluslararası güvenlik politikası dahil, çeşitli üst düzeyli görevlerde bulunmuştur. Bay Witney kariyerinin başlarında bir yıllık izin alarak California’da RAND’da, Dışişleri ve Milletler Topluluğu Dairesi’nde diplomat olarak görev yaptı.

Avrupa Savunma Ajansı nedir ve ne amaçla kurulmuştur?

Avrupa Birliği Konseyi’nin ajansı olan bu kuruluşun görevi “üye ülkelerin kriz yönetimi alanında Avrupa savunma yeteneklerini geliştirmek için yürüttükleri çabaları desteklemek ve Avrupa Güvenlik ve Savunma Politikası’nın (AGSP) bugünkü ve gelecekteki devamlılığını sağlamaktır.” Bu nedenle hem bugünün ihtiyaçlarına hem de gelecek 20-30 yılın ihtiyaçlarına bakmamız gerekir.

Ajans’a belirgin dört görev verilmiştir. Bu görevler savunma yeteneklerinin geliştirilmesi; silahlanma işbirliği; Avrupa savunma teknolojisi sanayi üssü ve savunma teçhizatı pazarı; ve araştırma ve teknolojide (A&T) işbirliği. Operasyonel anlamda bir sorumluluğumuz olmamasına ve savunma politikası ve stratejisi konusunda bizden bir görüş beklenmemesine rağmen, bu görevler bizler geniş bir sorumluluk yelpazesi oluşturur.

AGSP’den ayrılan Danimarka hariç, AB üyesi devletlerin hepsi Ajans’a katılmaktadırlar. Fon mekanizması gayrısafi ulusal gelir üzerine kuruludur. Mevcut rakamlar çok büyük değildir. Bu yılın bütçesi €20 milyondur. Bu miktar personele yapılacak ödemeler ve yeni ofislerin tanzimi için yeterlidir. Geriye fizibilite çalışmaları için harcayabileceğimiz €3 milyon kalacaktır.

Avrupa Savunma Ajansı, Konsey’e bağlı üçüncü ajanstır. Diğer iki ajans Torrejon’daki Uydu Merkezi ve Paris’teki Güvenlik Çalışmaları Enstitüsü’dür ve her ikisi de eskiden Batı Avrupa Birliği’ne baplıydılar.

Ajans’ın, Ortak Silahlanma İşbirliği Örgütü (OCCAR) ve Batı Avrupa Silahlanma Grubu (WEAG) gibi diğer Avrupa silahlanma gruplarından farkı nedir?

Bizim kuruluş şeklimizin kendine has bazı özellikleri var. Ajans küçük olmakla birlikte geniş bir sorumluluklar yelpazesine sahiptir ve tamamen üye ülkelere ait olmak üzere kurulmuştur. Ajans, başkanlığını Javier Solana’nın yaptığı (Ajans’ın başkanı ve dolayısıyla benim patronum) üyelerini savunma bakanlarının oluşturduğu bir Yönetim Kurulu tarafından yönetilir. Değişik formatlarda toplanacaktır. Toplantılarda bazen ulusal silahlanma direktörleri, bazen araştırma ve teknoloji direktörleri bazen de yeteneklerin geliştirilmesinden sorumlu kişiler bulunacaktır. Her şey yerli yerine oturup çalışmalarımıza başladıktan sonra ortalama altı ayda bir toplanacağız.

Hemen hemen personelimizin tümü üye ülkelerden gelmektedir. Ajansımız da bu ülkelerin ortak faaliyetleri için bir odak noktası oluşturacaktır. Düzenleyeceğimiz bir dizi konuşma, seminer, çalışma grupları, ve diğer yapılarımızla burasını üye ülkelerimizin bir araya gelip çeşitli faaliyetlerde işbirliği yapabilecekleri bir yer haline getirmek istiyoruz. Faaliyetlerin hacmi, sinerjiler üretmemize olanak sağlayan kuruluş şeklimizin gücünde yatıyor.

Haziran ayının sonunda faaliyetlerine son verecek olan WEAG’ın görevlerini biz devralacağız. Bu görevleri bir bütün olarak ele alabileceğimizden farklı gündemlerden farklı sinerjiler yaratabileceğimize inanıyorum. OCCAR hükümetler arası bir kuruluştur ama Avrupa’ya ait bir kuruluş değildir. Tamamen altı hissedarına ait olan OCCAR, sadece programlar yürüten bir satın alma kuruluşudur. Hissedarları yakın zamanda A400M hava ikmal programının yönetimini almışlardır. OCCAR’ın bu projedeki görevi aracı şirketin uçakların istenen tarihlerde ve maliyetle vermesini sağlamaktır. Bizim faaliyetlerimiz OCCAR’ın faaliyetlerinden bir adım önce başlar. Biz, yeteneklerin öncelikleri üzerinde fikir birliği oluşturmaya çalışacağız, sonra teklifler geliştirerek bunları sunacağız ve birlikte daha fazla şeyler yapabilmek için tekrar fikir birliği oluşturmaya çalışacağız. Belki gelecekte biz de bazı yönetim çalışmaları yaparız. Ancak bugün rolümüzü sadece OCCAR’ı tamamlayan bir rol olarak görüyorum. OCCAR’ın yöneteceği işbirliğine dayalı programlar üretebileceğimizi umuyorum. Bu tür proje yönetimi için OCCAR’a başvurulması bir zorunluluk değildir; ancak OCCAR bu işi gayet iyi yapıyor ve muhtemelen bu tür projelerle ilgilenecektir.


Ajans’ta kaç kişi çalışıyor ve Ajans’ın örgüt yapısı nasıldır?

Halen 30 kişiyiz, ancak yaz ayındaki işe almalarla toplam 77 kişi olacağız. Dört ana müdürlüğümüz var ve bu müdürlüklerden her biri dört temel fonksiyondan biri ile ilgilenecektir: savunma yeteneklerinin geliştirilmesi; A&T; silahlanma; ve endüstri ve pazar. Araştırma ve Teknoloji Müdürlüğü’nde çalışanlar sadece A&T bölümündeki işlerde sıkışıp kalmayacaklar. Zamanlarının büyük bir bölümünü entegre proje timleri halinde çalışarak geçirecekler. Belirli bir konuda çalışmaya başladığımız anda bu konu ile ilgili bir lider belirleyeceğiz. Bu kişi, dört müdürlükten toplayacağı elemanlarla bir tim oluşturacaktır. Elimizdeki her projeyi (bu sene için dört önemli projemiz var) bir bütün olarak ele alacağımız için bu dört disiplinin uzmanlığına da ihtiyacımız olacak.

En acil öncelikleriniz nelerdir?

En acil önceliğimiz, ki bu diğer her şey için bir ön şarttır, ayaklarımız üzerinde durup çalışmaya başlamak, personel alımını tamamlamak ve yeni ofislerimize taşınmaktır. Ajansımıza büyük ilgi duyuluyor ancak ajansımızın kavramı henüz tam olarak anlaşılamadı. Hissedarlarımızı, yani 24 üye ülkeyi, tek tek tanımalıyız. Bunun yanı sıra elimizde bu yıl için dört projelik bir program var. Bunlar, Avrupa savunma teçhizatı pazarı; bir komuta, kontrol ve komünikasyon çalışması; zırhlı muharebe araçları; ve insansız hava araçları (UAV) ile ilgili projelerdir.

Komisyon geçen yıl Avrupa savunma pazarı konusunda bir yeşil kitap çıkarttığı için haliyle bu konuyu araştırmaya itildik. Bu konuda ilk başarımızı kazandığımızı da söyleyebilirim. İki hafta önce yaptığımız Yönetim Kurulu toplantısında tüm ülkeler savunma teçhizatı alımına yıl sonuna kadar daha daha fazla rekabet getirecek bir süreç başlatmaya karar verdi. Bu nedenle bu yılın büyük bir bölümünü 24 ülkenin de katılacağını umduğumuz hükümetler arası davranış kuralları geliştirmek üzere konuyu incelemek ve tartışmakla geçireceğiz. Bu kurallar ilk başlarda muhtemelen bağlayıcı değil, isteğe bağlı olacaktır. Askeri satın alma Avrupa iç pazarını yöneten kurallardan büyük ölçüde muaftır. Eğer yıl sonuna kadar ihale süreçlerini açmak için ikna edici bir plan hazırlayabilirsek, ileriye doğru büyük bir adım atmış olacağız. Bu aynı zamanda Avrupa’nın savunma yatırımından daha iyi kazanç sağlamasına yardımcı olacaktır.

Konuşlandırma söz konusu olan operasyonlarda Komuta, Kontrol ve İletişin (C3) daima bir sorun olmuştur. Halen AB Askeri Personeli ile ortak bir C3 çalışması yürütmekteyiz. Bu çalışma Mayıs’ta tamamlanacak ve bize üzerinde çalışacağımız üç veya dört proje yaratacaktır. Bosna ve Hersek’teki AB operasyonu nedeniyle zamanla daha başka alanlar da belirlenebilir. Öte yandan, eğer birlikte sorunun (esas olarak kapasite sorunu) analizini yapar ve toplu çözümler geliştirirsek, uydu iletişimi Avrupalıların daha fazlar şeyler yapabileceği bir alan haline gelebilir.

İki, üç yıl sonra, öncelikli hedefleri AGSP’nı destekleyecek yeteneklerin daha bilimsel bir analizini yaparak belirleyeceğiz. Ama başlangıç olarak pan Avrupa perspektifinden bize daha ilginç gelen UAV’ler ve zırhlı muharebe araçlarını seçtik. Birçok ülke UAV’lerin yeniliğinin ve öneminin bilincindedir ve bu nedenle kendi araştırma programlarına yatırım yapmaktadırlar. Ancak, ülkeler birlikte çalışmadıkları sürece, elde edilen nihai ürün, birlikte çalışabilirlik ve pratik kullanım açısından, olması gerektiği kadar iyi olmayacaktır. Bunun maliyeti de büyük bir olasılıkla daha yüksek olacaktır. Amacımız bu konuda Avrupa’da neler yapıldığını gösteren bir tablo çizmektir. Sonra bu analizi Yönetim Kurulumuza sunacağız ve üyelerimizin bu durumdan memnun olup olmadıklarına bakacağız. Eğer durumdan memnun değillerse, işleri daha tutarlı hale getirmek için neler yapılabileceğine dair bazı öneriler sunacağız. Aynı işlemleri zırhlı muharebe araçları için de yapacağız.


Komisyon’un Araştırma Genel Müdürlüğü tarafından finanse edilen güvenlikle ilgili araştırmalar ile sizin çalışmalarınız arasında bir bağ var mı?

Güvenlik ile ilgili araştırmalar için büyük bir Araştırma ve Teknoloji harcamaları konusunda bir programla ilgili bazı öneriler var. Savunma araştırmaları ve güvenlik araştırmaları arasında net bir ayırım yapmalıyız. Savunma ile ilgili araştırmalardan savunma bakanları sorumludur ve bu araştırmalar için ayrılan para savunma bütçelerinden gelir. Güvenlik ile ilgili araştırmalar Komisyon tarafından finanse edilebilir. Aslında bu iki konu arasında net bir ayırım olmasına rağmen, gerçek dünyada üretilen teknolojiler ve bu işle ilgilenen şirketler arasında çoğu kez bir ayırım yoktur. Bu işin püf noktası, bu iki konu arasındaki ayırımı muhafaza etmek, ama aynı zamanda, konuyla en yakından ilişkili olan araştırmanın üstlenilmesini garanti etmektir. Aynı araştırmaya için iki kez para ödememek için Komisyon’un ne yaptığından haberdar olmalıyız . Araştırmaların sonuçlarını da paylaşmak zorundayız. Hatta Ajans’la ilgili projeleri Komisyon’un finanse etmesi de mümkündür.

Avrupa’da eksik olan temel yetenekler nelerdir ve Ajans bu eksikliğin giderilmesi için ne yapacak?

Savunma planlamacıları için bundan daha zor bir dönem olduğunu sanmıyorum. Zira bu kişiler bir yandan alan savunmasından konuşlandırma operasyonlarına geçerken bir yandan da bizi sanayi devrimi savaşlarından enformasyon çağı savaşlarına taşıyan teknolojik devrimin neler ima edebileceğini anlamaya çalışmaktadırlar. Avrupa’da çok demir yığını var. Bu arada, sonu B-İ-L-M-E-K ile biten tüm niteliklerde eksiğimiz var: idame ettirebilmek, konuşlandırabilmek, hareket kabiliyeti sağlayabilmek ve birlikte çalışabilmek. Bu niteliklerin bir çoğu artık sivil alana girmeye başlayan yeni gözlem ve iletişim sistemleri teknolojisi ile ilgilidir. Hükümetleri de bu tür bir kaydırma yapmaya teşvik etmeliyiz. Ancak, biz, mütevazı bir bütçesi olan küçük bir ajans olduğumuzdan ancak vicdanın sesi ve bir katalizör görevi yapabiliriz.

Tüm Avrupa sahnesinin inandırıcı bir analizini yapabilecek bir konumdayız. Bunun da bize hissedarlarımız ve katılımcı ülkelerimize dönerek durumu açıklamamıza ve bu durumdan memnun olup olmadıklarını sormamıza olanak sağlayacağını umuyorum. Eğer memnun değillerse, işlerin nasıl düzeltileceği konusunda öneriler sunacağız. Sonuçta Avrupa boyutunu anlayarak ulusal planlarındaki bazı unsurları uyarlamaya ve parayı başka şekilde harcamaya karar vermek 24 savunma bakanına kalacaktır. Bunun mümkün olduğuna inanıyorum, zira Ajans’ımız için büyük bir politik destek var.

Personeli büyük ölçüde başkentler tarafından sağlanan bir ajans nasıl aynı başkentleri askeri satın almadaki yaklaşımlarını değiştirmeye ikna edecek?

Zaten biz de personelimizi başkentlerden gelen kişiler oluşturduğu için etkili olacağız. Konumuzda ne kadar bilgili ve yaratıcı olursak olalım, bizim fikrimizin en doğrusu olduğunu açıklayarak ve bunu ister al ister alma gibi bir yaklaşımla sunarak başkentlerde bir etki yaratamayız. Uzun bir yolculuğun başındayız ve bu yolculuğu Ajans ve 24 üye devletimizle birlikte yapacağız. Ajansımız gündem belirleyici bir konumdadır; ancak, ülkeleri bir araya getirip konuyla ilgilenmelerini sağlayamazsak başarılı olamayız. Bizim sunduğumuz önerilere onlar sahip çıkacaklardır.

Bu ajansın kurulması AB üyesi ülkelerin dış ve güvenlik politikalarının Avrupalılaştırılması sinyalini mi veriyor?

Tersine. Zaten AGSP’nin amacını net olarak belirleyen bir Avrupa Güvenlik ve Savunma Politikası ve Avrupa Güvenlik Stratejisi var. Ajansımız, Avrupa’nın Güvenlik Stratejisi’nde belirlenen işlerin yapabilmesine yardımcı olmak için vardır. Ancak Güvenlik Stratejisi, eğer Avrupa küresel güvenlikteki yerini alacaksa, bu iş için uygun araçlara sahip olması gerektiğini de belirtiyor. Oysa Avrupa bugün bu araçlara sahip değil ve dolayısıyla işini tam olarak yapamıyor. Ajans’ın rolü, bu metot, yetenek, araç ve altyapı eksikliğini doldurmak veya başka bir deyişle, Avrupa’nın bugün yapabildiğiyle gerçekte yapmak isteyecekleri arasındaki uçurumu kapatmaktır.

Ajans, çalışmaların tekrarından kaçınmak için NATO ile nasıl bir koordinasyon kuracaktır?

Henüz işin başındayız; ancak şimdiden bazı mekanizmalar kuruldu. Örneğin, NATO-AB Yetenekler Grubu var, ve Nisan’da buradaki ilk toplantıma katılacağım. Ayrıca, zaman zaman NATO Genel Sekreteri ve konuyla ilgili Genel Sekreter Yardımcılarını toplantılarımıza davet etmeyi düşünüyoruz. Henüz karar verilmemiş olmakla birlikte, Ajansımızın Ulusal Silahlanma Konferansının başkanlığını (bugüne kadar WEAG yürütmüştü) yapmak üzere davet edilmemiz olasılığı da var. Tabii bunların hepsi resmi bağlantılar. Bence pratikte, birbirimizin ayağına basmamak için en iyi bağlantı gayrı resmi bağlantılardır. Görüşlerini almak ve daha işin başından birbirimizin alanlarına kaymayı önlemek için John Colston (NATO’nun Savunma Politikası ve Planlamasından sorumlu Genel Sekreter Yardımcısı) ve Marshall Billingslea (NATO’nun Savunma Yatırımından dan sorumlu Genel Sekreter Yardımcısı) ile birlikte bu yılın planlarının üzerinden geçtik.

Ajans’a katılmayan Avrupalı NATO üyeleri ile bir işbirliği düşünülüyor mu?

Bir miktar işbirliği düşünülüyor. Norveç ve Türkiye gibi ülkeler Ajans’ta neler olup bittiği hakkında fikir edinmek için Ajans’la bağlantılarının yapısını belirleyen idari düzenlemelerden yararlanabileceklerdir. Bu şekilde, örneğin diyelim altı üye ülke belirli bir konu için bir araya gelmeyi düşünüyorsa, Norveç ve Türkiye de isterlerse onlara katılmak için ricada bulunabilirler. Danimarka ile durum daha farklıdır. Danimarka Ajans’a katılmamayı seçen bir AB ülkesi olduğundan bu ülke ile bu tür idari bir düzenleme düşünülmemiştir.

Ajans’ın transatlantik savunma sanayi işbirliğin üzerinde ne gibi bir etkisi olacaktır? ABD şirketleri kendilerini Avrupa pazarının dışında mı bulacaklar?

Burada önemli bazı transatlantik konular var. Ancak, girişim gücü ağırlıklı olarak ABD tarafındadır. Teknolojinin Atlantik üzerinden akışını ve Avrupa pazarının ABD pazarına erişimini engelleyen esasen Amerika Birleşik Devletleridir. Buna karşılık Avrupa pazarı Amerikalılara oldukça açıktır. Amerika Birleşik Devletleri savunma konusunda Avrupa’ya oranla çok daha fazla para harcamaktadır ve bu nedenle konuları bu güçlü konumu açısından ele almaktadır. Eğer Avrupalılar teknoloji alış verişi ve pazar erişimindeki dengesizlikten memnun değillerse, o zaman yapacakları en akıllıca şey, Avrupa’da son derece güçlü bir savunma teknolojisi sanayi üssü kurmaları; bu konuların Atlantik aşırı bazda daha eşit şartlarla ele alınmasını sağlamak için gruplara bölünmekten kaçınmalı; ve daha güçlü bir dayanışma geliştirerek Avrupa’da savunma için harcanan hiç de küçümsenemeyecek rakamlarla daha iyi sonuçlar almalarıdır. Ancak bu daha uzun vadeli bir programdır. ABD’nin Avrupa pazarlarına erişimi ile ilgili olarak, bizler, Ajans olarak bir şey değiştirmeyeceğiz zira bu 24 hissedar arasında çok farklı düşüncelerin olduğu bir konudur. Bu nedenle, Yönetim Kurulumuzun da bu alanda bir şey yapmamaya karar vereceğine inanıyorum.

Ajans’ın transatlantik savunma sanayi işbirliği üzerinde ne gibi bir etkisi olacaktır? ABD şirketleri kendilerini Avrupa pazarının dışında mı bulacaklar?

Umarım öyle olur. Avrupa savunma sanayinde daha fazla konsolidasyon olması gerektiğine inanıyorum. Nitekim 1990’lardan beri bu kabul edilmiş bir gerçektir ve son yıllarda bu alanda, özellikle belirli sektörlerde (örneğin uzay sektörü), bazı ilerlemeler kaydedilmiştir. Örneğin kara ve deniz gibi diğer sektörlerde herhangi bir konsolidasyon olmamıştır. Bu alanda bir araya gelmemizin ekonomik ve operasyonel bir şart olduğuna inanıyorum. Bu konuların çoğunda Ajans sürece sadece yapacağı analizleri ve önerileri ile katkıda bulunabilir.

Ajans’ın başarısı nasıl ölçülebilir?

Bu yılki çalışma programımızın bir unsuru da yıl sonunda Yönetim Kurulumuzun önüne bazı makul performans değerlendirmeleri ile çıkmaktır. Bu ölçütler üye ülkelerimizin olduğu kadar Ajans’ın da performansını değerlendirecektir. Benim kafamdaki değerlendirme bir finansal hedefi de içermekte. Avrupa savunma A&T fonlarının gidererek artan bölümünü işbirliğine dayalı biçimde, hatta NATO’nun öncülüğünü yaptığı kuvvetlerin “kullanılabilirliği” kriteri temelinde bir konu üzerinde harcamayı düşünüyorum.