NATO ana sayfa
NATO Dergisi Ana Sayfası
      Bu sayı:Yaz 2004 Önceki sayılar  |  Dil
NATO ana sayfa
 İçindekiler
 Önsöz
 Özetler
 Söyleşi
 Yayınlar
 Analiz
 Özel
 Askeri Konular
 Haritalar
 Katkıda
 Bulunanlar
 Bibliyografya
 Bağlantılar
 Bir Sonraki
 Sayı
NATO Dergisi Ana Sayfası Editör'le Yazışma / Abonelik Basılabilir

Bu makaleyi bir arkadaşıma gönder

Özel

Savaş Baltalarını Gömmek

Pavle Jankovic ve Srdjan Gligorijevic Sırbistan ve Karadağ’ın NATO ile ilişkilerini inceliyor ve İttifak’ı bu ülkeyi Barış İçin Ortaklık’a kabul etmeye teşvik ediyorlar.


Sırbistan konuşması: Belgrad’ı görev süresi sırasında
ziyaret eden ilk Genel Sekreter olan Lord Robertson
Askeri Akademi’de bir konuşma yaptı (© NATO)

Sırbistan ve Karadağ uzun süreli bir NATO hava kampanyasına hedef olmuş tek ülkedir. Ancak bu beş yıl önce idi. Bugün NATO’nun Barış İçin Ortaklık programına üye olmak, dışişleri ve güvenlik alanında ülke için büyük bir öncelik taşıyor. Bu yaklaşım ülkenin savaş döneminden barış ve detant dönemine geçişini ve şimdi yaşadığı yakınlaşma dönemini yansıtıyor. Bu dönem daha istikrarlı ve müreffeh bir geleceğin yanı sıra Belgrad ile Avrupa-Atlantik toplumu arasındaki ilişkilerin normale döneceğini vaat ediyor.

Halen Sırbistan ve Karadağ ile Bosna ve Hersek Barış İçin Ortaklık’ın dışında kalan tek önemli kıta Avrupası ülkeleri. Bu durum komşu ülkelerin durumu ile açık bir tezat teşkil ediyor: Macaristan 1999’dan beri NATO üyesi; Bulgaristan ve Romanya bu yılın Mart ayında İttifak’a katıldılar; ve Arnavutluk, Hırvatistan, Sırbistan ve Karadağ, ve eski Yugoslav Makedonya Cumhuriyeti* NATO Eylem Planı vasıtasıyla üyeliğe doğru ilerliyorlar. İşin garip tarafı, Belgrad’ın Tito Yugoslavyası'nın başkenti olarak yarım asırdan uzun bir süre önce İttifak ile ilişkiler geliştirmeye başlamış olması.

1951’de Yugoslavya ABD Askeri Yardım Programı’na dahil edildi ve bir yıl sonra Yunanistan ve Türkiye ile 1955 yılı ortalarına kadar süren bir siyasi-askeri ittifak kurdu. Bu Üçlü Anlaşma ile ilgili görüşmeler sırasında Belgrad bir müttefike karşı girişilen bir saldırının her üçüne karşı girişilmiş olacağı yönünde bir maddeyi kabul ettirmek istediyse de başarılı olamadı. Yunanistan ve Türkiye NATO’ya henüz yeni katılmış oldukları için, Yugoslavya da bu şekilde dolaylı olarak Washington Antlaşması’nın toplu savunma maddesi olan 5. maddesi kapsamına dahil olmayı umuyordu. Ancak, kısmen Stalin’in ölümünden sonra Yugoslavya ile Sovyetler Birliği arasındaki ilişkinin düzelmeye başlaması, kısmen de Yunanistan ile Türkiye arasındaki anlaşmazlıklardan dolayı Üçlü İttifak dağıldı. O tarihten 1990’larda Yugoslavya'nın dağılmasına kadar olan dönemde ülke iki kutuplu dünyada taraf olmayı reddederek bir bağlantısızlık politikası izledi. Ancak geri dönüp bakıldığında eğer NATO olmasaydı Yugoslavya’nın böyle bir politika izleme lüksünün olamayacağı görülüyor.

1990’ların başında İttifak eski Yugoslavya’nın bütününe karşı konan silah ambargosunun, ve Sırbistan ve Karadağ’a karşı ekonomik ambargonun uygulanmasına yardımcı olunca, Belgrad dolaylı biçimde NATO ile karşı karşıya geldi. 1994 ve 1995’te NATO, BM Güvenlik Konseyi’nin çatışmalara son vermek amacıyla aldığı kararlara uyulmasını sağlamak için Bosnalı Sırp hedeflere hava saldırılarında bulundu. Bu eylemler savaşın yönünü değiştirdi ve Dayton Barış Anlaşması ile sona eren görüşmelerin yolunu açtı. Anlaşmanın imzalanmasından sonra NATO önderliğindeki barışı koruma gücü IFOR, Dayton Anlaşmasının askeri boyutunun uygulanmasına nezaret etmek üzere Bosna ve Hersek’te konuşlandı. Anlaşmanın imzalayan taraflarından ve garantörlerinden olan Yugoslavya Federal Cumhuriyeti (o tarihten sonra Sırbistan ve Karadağ adını aldı) lojistik destek sağlamak zorunda kaldı.

NATO Hava Kampanyası

NATO ile ilişkiler Kosova’da giderek kötüleşen durum nedeniyle bozuldu. Etnik Arnavut isyancılar ile Sırp güvenlik güçleri arasındaki çarpışmalar ve başarısızlıkla sonuçlanan barış görüşmelerinin ardından NATO Mart 1999’da Yugoslavya Federal Cumhuriyeti’ne karşı hava saldırıları başlattı. Bu saldırılar 78 gün sürdü ve önemli ölçüde maddi ve çevresel zararın yanı sıra büyük sayıda sivilin hayatını kaybetmesine yol açtı, ve NATO ile Sırbistan ve Karadağ arasında aşılamayacak bir uçurum oluşturdu. Etnik Arnavutlara karşı yürütülen insan hakları ihlallerine son verildi, ancak Kosova dahilindeki etnik gruplar arasındaki ilişkilerde bir değişme olmadı. Halen bölgede değişik gruplar hedeflerine ulaşmak amacıyla şiddet eylemlerini ve radikal önlemlerini sürdürüyorlar; ancak bu defaki kurbanlar genellikle Sırplar.

NATO’nun hava kampanyasının sonunda BM Güvenlik Konseyi’nin NATO önderliğindeki Kosova Gücü veya KFOR olarak bilinen bir kuvvetin Kosova’da konuşlanmasına yetki veren 1244 sayılı kararı kabul edildi. Buna paralel olarak ilk KFOR komutanı Korgeneral Sir Michael Jackson Yugoslav askeri makamları ile bir Askeri Teknik Anlaşma üzerinde müzakereler yaptı. Bu anlaşma Yugoslav ordusunun ve polisinin Kosova’dan çekilmesini, Karadağ’ın batısında ve Sırbistan’ın Kosova’ya birleşik güney kısmında beş kilometrelik, askerden arındırılmış bir Yer Güvenlik Bölgesi oluşturulmasını, ve KFOR ile Yugoslav ordusu arasında daimi temaslar için bir Müşterek Danışma Komisyonu’nun kurulmasını kapsıyordu. NATO ile ilişkiler Ekim 2000 tarihinde yapılan seçimlerde Yugoslav seçmenler Miloseviç’i düşürüp sokak gösterileriyle yenilgiyi kabul etmeye zorlamalarına kadar gayet gergindi.

Miloseviç’ten sonraki demokratik hükümet kendine derhal çok farklı bir diplomatik yön belirledi. Belgrad’ın 2000 kışı ve 2001 yılının ilkbaharında güney Sırbistan’da ayaklanan Arnavut asıllıları bastırmakta İttifak ile işbirliği yapması, hükümetin belirlediği yönün işbirliği ruhunu yansıtıyordu. Ocak 2001’de Yugoslav Dışişleri Bakanı Goran Svilanoviç NATO Karargahını ziyaret etti ve Şubat ayında Sırbistan Başbakan Yardımcısı Nevojsa Covic ile birlikte Kuzey Atlantik konseyine güney Sırbistan’daki çatışmaları barışçı yollarla çözümleme konusundaki planları ile ilgili bir brifing verdi. O tarihten beri bu iki görevli ve diğer Yugoslav ve Sırbistan temsilcileri düzenli olarak NATO karargahını ziyaret etmişlerdir. Mart 2001’de Yugoslav güvenlik kuvvetleri Yer Güvenlik Bölgesi’ne geri dönüşleri aşamalı olarak başlattılar. Bu süreçte yerel Arnavut nüfus için güven arttırma önlemleri alındı ve NATO ile işbirliği yapıldı. Aralık 2002’de hem Dayton Barış Anlaşması, hem de BMGK’nin 1244 sayılı kararı uyarınca NATO uçakları SFOR ve KFOR misyonlarını desteklemek için Sırbistan ve Karadağ üzerinden uçuşlara başladılar. Haziran 2003’te Dışişleri Bakanı Sbvilanovic NATO’nun Barış İçin Ortaklık programına üyelik için resmen başvuruda bulundu.

Kasım 2003’teki iki tarihi olay sürmekte olan yakınlaşmanın derecesini gösterir. İlk olarak SFOR ve KFOR’dan sorumlu olan AFSOUTH Komutanı Amiral Gregory G. Johnson, İtalya’nın Napoli kentinde Savunma Bakanı Boris Tadic ve Genel Kurmay Başkanı Krga ile buluştu. İkinci olarak, Lord Robertson eski Yugoslavya’da İttifak’ın görev yaptığı bölgelere yaptığı veda ziyaretleri sırasında Belgrad’a geldi. Belgrad’ı ziyaret eden görevdeki ilk Genel Sekreter olan Lord Robertson, üst düzeyli siyasi ve askeri temsilcilerle görüştü ve Belgrad askeri akademisinde bir konuşma yaptı.

Kosova dehşeti

Bu yılın Mart ayında Kosova’da şiddet hareketlerinin yeniden alevlenmesi NATO’yu şaşırttı ve Sırbistan ve Karadağ ile İttifak arasındaki ilişki konusunda bugüne kadar kaydedilen gelişmeleri zayıflatma tehdidini de beraberinde getirdi. Arnavut radikaller bölgede geri kalan Sırplara saldırınca barışı koruma görevlileri ilk önce adeta felce uğradılar. Ancak önemli NATO görevlilerinin (özellikle KFOR ve SFOR Komutanı Amiral Johnson, Müttefik Yüksek Komutanı General James L. Jones, ve Genel Sekreter Jaap de Hoop Scheffer’in) kararlı müdahaleleri ve bölgeye yedek güçlerin sevki sayesinde durum hızla kontrol altına alındı.

Kriz sırasında sivil ve askeri Sırbistan ve Karadağ yetkilileri duygusal tepkilerden kaçındılar ve gayet ölçülü önlemler aldılar. Hükümet içindeki farklı görüşlere rağmen yetkililer NATO ve Kosova’da güvenlikten sorumlu diğer örgütlerle daimi temas kurmak üzerinde odaklandılar. Sırbistan ve Karadağ yetkilileri NATO ile işbirliği yaparak düzeni yeniden sağlamak ve Sırplara ve Sırpların mallarına, tarihi anıtlara, kilise ve manastırlara karşı yapılan saldırılara son verebilmek için mümkün olan en iyi şartların sağlanmasına yardımcı oldular. Bu süre içinde Savunma Bakanı Tadic gerek Genel Sekreter De Hoop Scheffer ile gerekse Amiral Johnson ile sürekli telefon temasında idi. Sonuçta bunun ne kadar önemli olduğu görüldü ve Kosova'da etkili bir istikrarın sadece NATO ve Sırbistan ve Karadağ arasında işbirliği ile sağlanabileceği anlaşıldı.

NATO’nun hava saldırılarında ölen siviller konusunda üzüntüsünü ifade etmesi yaraların sarılmasına yardımcı olacaktır.
Eğitim iyi sonuçlar veren bir diğer işbirliği alanı. Haziran 2003’ten beri askeri görevliler ve siviller NATO Oryantasyon Kurslarına devam ediyorlar. Bu kurslar katılımcılara İttifak hakkında temel bilgilerin yanı sıra kriz yönetimi, barışı destekleme operasyonları ve sivil-asker işbirliği konularına giriş derslerini vermeyi amaçlıyor. Oberammergau, Almanya’daki NATO Okulu Sırbistan ve Karadağ’dan gelen askeri personeli de içeren yoğun eğitim programları ile bu hedefe destek oluyor. Savunma Bakanlığı da birçok NATO ülkesiyle iki taraflı eğitim bağları kurmuş bulunuyor. Ayrıca bugün çok sayıda yabancı danışman Savunma Bakanlığı’na “yerleştirilmiş” konumda, ve daimi olarak Bakan ve personelinin emrinde bulunuyor.

Mayıs ayı sonlarında Sırbistan ve Karadağ ordusu Romanya Ordusu ile birlikte Blue Road 2004 adı verilen bir ortak anti-terör tatbikatına katıldı. Romanya artık NATO üyesi olduğu için, Sırbistan ve Karadağ ordusu ilk defa olarak NATO standartlarına uymak zorunda kaldı. Bu tatbikatlar Sırbistan ve Karadağ’ın BİO faaliyetlerine ve NATO önderliğindeki barış misyonlarına nasıl katkıda bulunabileceğini göstermesine olanak sağladı.

Geçen yıl Temmuz ayında Amerika Birleşik Devletleri’ne yaptığı bir ziyaret sırasında Sırp Başbakanı Zivkovic ülkesinin sürmekte olan barış misyonlarına askeri açıdan katkıda bulunmak istediğini ilan etti. Bunun anlamı özellikle Afganistan’daki NATO operasyonuna katılmaktı. Bundan kısa bir süre sonra Sırbistan ve Karadağ Yüksek Savunma Konseyi bir karar alarak silahlı kuvvetlerin uluslararası barış misyonlarına katılmak üzere hazırlığa başlamasına izin verdi ve o tarihten sonra bir Barışı Koruma Misyonları Ulusal Merkezi oluşturuldu. Ancak devlet sınırlarının dışında asker konuşlandırma konusunda son onayı vermekten sorumlu olan federal parlamentodan henüz bu konuda izin çıkmamış bulunuyor.

Belgrad Sivil-Asker İlişkileri Merkezi tarafından bu yılın Ocak ve Şubat aylarında yapılan en son kamuoyu yoklamalarına göre ankete cevap verenlerin üçte ikisi (Sırbistan’da %69.8, Karadağ’da %54) Sırbistan ve Karadağ’ın Barış İçin Ortaklık’a katılmasını destekliyor. Ayrıca beşte ikiden fazlası BİO üyeliğinin ülkeye zarardan çok yarar getireceğine inanıyor. Daha önce 2003 yılının Mayıs-Haziran ve Ekim aylarında yapılmış olan yoklamaların sonuçları ile karşılaştırıldığında, bu sonuçlar halkın BİO üyeliği fikrine ısınmaya başladığını gösteriyor. Diğer yandan cevap verenlerin yarısı (Sırbistan’da %56.2’si Karadağ’da %50.2’si) Sırbistan ve Karadağ’ın NATO’ya üye olmasını istemiyor. NATO’ya ne kadar güvendikleri sorulduğunda, Sırbistan’da anketi cevaplayanların sadece %4.3, Karadağ’da ise %3.2 İttifak’a güvendiklerini söylediler.

Halkın NATO’ya karşı tutumu büyük olasılıkla gelecekte İttifak ile Sırbistan ve Karadağ arasındaki etkileşime ve NATO’nun güneydoğu Avrupa’daki faaliyetlerine bağlı olarak değişecek. Bir başka ifadeyle, halkın NATO ile ilgili tutumu İttifak’ın Kosova’daki Etnik Sırplara güvenlik sağlamaktaki başarısına ve kuvvetlerinin hem Bosna ve Hersek’te hem de Kosova’daki davranışlarına bağlı olacak

Sırbistan ve Karadağ Açısından Henüz Çözümlenmemiş Konular

Eski Yugoslavya için Uluslararası Suçlar Mahkemesi ile İşbirliği

BİO üyeliğinin çeşitli ön şartlarından yerine getirilmesi en zor olanı Lahey’deki Eski Yugoslavya için Uluslararası Suçlar Mahkemesi ile işbirliği yapılması. Bunun anlamı arananlar listesinin başında gelen Rastko Mladic’in teslim edilmesi demek. Ancak bugün hiç kimse Mladic’in gerçekten Sırbistan’da yaşadığını kesin olarak söyleyemiyor. Ayrıca İttifak üyelerinin ellerindeki tüm istihbarat kaynaklarına rağmen son sekiz yıldır Bosna ve Hersek’te NATO önderliğinde görev yapan kuvvet ne Karadzic ne de Mladic’in izini bulabilmiş değil.

Sırp hükümeti kendisine Mladic’in Sırbistan’da bulunduğuna dair güvenilir bilgi sunulduğu taktirde kuvvetlerinin kendisini tevkif edeceğini açıkça ifade etmiş bulunuyor. Ayrıca hükümet daha önce eski devlet başkanı Miloseviç de dahil olmak üzere birçok kişiyi mahkemeye teslim etti. Sonuç olarak, ılımlı Sırplar bile ülkelerinin bu konu yüzünden cezalandırılmasını kabul edemiyorlar. Ayrıca Sırpların çoğu da zanlıların çoğunluğunun Sırp olmasını bir çifte standardın işareti olarak gördükleri için Eski Yugoslavya için Savaş Suçları Mahkemesi’ni tarafsız bir organ olarak görmüyorlar. Ayrıca, demokrasi konusundaki sicilleri Sırbistan ve Karadağ’ınkinden daha da iyi olmayan bazı ülkeler bugün Barış İçin Ortaklık üyesi olmuş durumda.

Eski Yugoslavya İçin Uluslararası Suçlar Mahkemesi ile işbirliği yapmanın önemi ve bunun gerekli olduğu gayet açık. Ancak Sırbistan ve Karadağ’ın yeni yeni gelişmekte olan demokratik kurumlarının da zayıflatılmamasına özen göstermek gerek. Mart 2003’te öldürülen eski Başbakan Zoran Djindjic işbirliği yapmasının bedelini pahalıya ödedi. Buna rağmen dış çevreler daha canlı bir demokratik sistem oluşturulmasına yardım etmek yerine Sırbistan ve Karadağ’ı Uluslararası Suçlar Mahkemesi konusundaki yükümlülüklerinin tümünü yerine getirmediği için eleştirmek üzerinde odaklanmayı tercih ediyorlar.

Sekiz Müttefik Aleyhine Dava

1999 NATO hava kampanyasından sonra Sırbistan ve Karadağ Lahey’deki Uluslararası Adalet Divanı’nda sekiz NATO üyesi devlet aleyhine dava açtı (İttifak aleyhine değil). Bu dava devam ettiği sürece ülkenin BİO üyeliğine engel teşkil edecek. Nisan ayında Belçika, Kanada, Fransa, İtalya, Almanya, Hollanda, Portekiz ve Birleşik Krallık’ın hukuki temsilcileri, Uluslararası Adalet Divanı’ndan Sırbistan ve Karadağ’ın o tarihte Birleşmiş Milletler üyesi olmaması nedeniyle davanın düşürülmesini talep ettiler. Sırbistan ve Karadağ makamlarına göre bu dava Uluslararası Adalet Divanı’nda Hırvatistan ve Bosna ve Hersek tarafından Sırbistan ve Karadağ aleyhine açılmış olan iki ayrı soykırım davası ile de bağlantılı. Bosna tarafından açılan davada Uluslararası Adalet Divanı Sırbistan ve Karadağ’ın o tarihte BM üyesi olmamasına rağmen mahkemenin kaza yetkisine sahip olduğuna karar verdi. Belgrad bu çıkmazı aşmanın tek yolu olarak bu üç davanın da aynı zamanda düşürülmesini önerdi. Bugüne kadar diğer iki taraftan bu konuda hiçbir cevap alınamadıysa da öneri halen geçerli.

Diğer Konular

İttifak ile Sırbistan ve Karadağ arasında daha yakın ilişkiler oluşturulmasının diğer ön şartları genel olarak yerine getirilmiş durumda. Bunlardan bazıları Bosna ve Hersek’teki Sırp Cumhuriyeti Ordusuna gizlice destek verilmesinin sona ermesi, ve askeri reform konusunda kaydedilen ilerlemelerdir.

NATO için Kara Ulaşım Yolları

Sırbistan ve Karadağ İttifak ile ilişkilerini iyileştirmek için bazı adımlar atmaya devam ediyor; bu adımlar aynı zamanda Kosova’da güvenliğin artmasına da yardımcı olabilir. Örneğin, Belgrad NATO’nun kara ve demiryolu ulaşımı için topraklarından geçişine izin verebilir; böylece SFOR ve KFOR arasındaki bağlantı kolaylaşmış olur. Mart ayında Kosova’da konuşlanan ilk takviye kuvvetlerinin Bosna ve Hersek’te üslenen askerlerin naklini gerektirdiği hatırlanırsa, bu davranışın hem NATO’nun hem de Sırbistan ve Karadağ’ın çıkarına olacağı görülür.

NATO Açısından Henüz Çözümlenmemiş Konular

Sırbistan ve Karadağ’ın BİO Üyeliği

Sırbistan ve Karadağ’ın Barış İçin Ortaklık’a üyeliği (Bosna ve Hersek ile birlikte) Balkanlar’da istikrar açısından yararlı olacaktır. Balkanların Avrupa istikrarı açısından taşıdığı önem göz önünde bulundurulursa, üyeliğin daha başka yararları olacağı görülebilir. Ayrıca üyelik Sırbistan ve Karadağ’daki reform taraftarlarına destek sağlar ve reform sürecini hızlandırarak ülkenin bölgesel güvenlik açısından yapıcı bir rol oynamasına imkan verir. Hem Sırbistan ve Karadağ hem de bölgenin bütünü Avrupa’nın gerisinde kalmış olduğu için Sırbistan ve Karadağ BİO’ya ne kadar erken girerse o kadar yararlı olacaktır.

Avrupa Birliği ile Eşgüdüm

Avrupa Birliği ve NATO arasındaki stratejik işbirliği Sırbistan ve Karadağ’ın yararınadır. Temmuz 2003’te bu iki örgüt Batı Balkanlar ile İlgili AB-NATO Ortak Yaklaşımı başlıklı bir çerçeve dokümanı yayınladılar. Bu doküman Balkanlar konusundaki ortak vizyonu bir kez daha teyit etmektedir. “Demokratik ve etkili hükümet yapılarına ve serbest pazar ekonomisine dayanan, kendi kendini idame ettirebilecek istikrar” olarak tanımlanan bu vizyon sonunda AB ve NATO üyeliğine yol açabilir. Tarihteki en güçlü ve en tutarlı siyasi ve askeri örgüt olan NATO ile bölgeye siyasi ve ekonomik düzen ve refah getirebilecek tek örgüt olan Avrupa Birliği’nin oynayacakları roller birbirinden ayrı değildir.

KFOR

BM Güvenlik Konseyi’nin 1244 sayılı kararı gereğince KFOR Kosova’da düşmanca davranışlara son vermekten ve tüm etnik toplumlar, bu toplumların malları, ve tarihi ve manevi mirasları için güvenli bir ortam sağlamaktan sorumludur. Uygulamada bunun anlamı tüm bölgede Sırpları ve Arnavut olmayan diğer azınlık halklarını ve bölgelerini korumak anlamına geliyor. Mart ayındaki trajik olaylar bunun İttifak için ne kadar büyük bir sorumluluk olduğunu gösterdi. Olaylar karşısında NATO önderliğindeki kuvvetlere bağlı birliklerin çoğu etkili ve profesyonel biçimde tepki verdilerse de, evrensel boyutta aynı şey olmadı. KFOR görevini başarıyla yerine getirebilmek için her an profesyonelliğini, amaç birliğini ve tarafsızlığını göstermek zorundadır. Ayrıca her türlü olası durumla başa çıkabilecek büyüklükte olmalıdır. Sırp askeri analistleri KFOR’un 25,000 kişinin altına düşmemesi gerektiğini ve Sırp azınlık bölgelerinin ve anıtlarının güvenliğini arttırabilmek için 1999 tarihli Askeri Teknik Anlaşma’nın öngördüğü 1,000 Sırp- Karadağ askerini hemen konuşlandırmayı düşünmesi gerektiği kanısındalar.

İleriye Giden Yol

Sırbistan ve Karadağ’ın Eski Yugoslavya için Uluslararası Suçlar Mahkemesi ile işbirliği konusunun ve Uluslararası Adalet Divanı’nda görülmekte olan davaların çözümlenmesi gerekmektedir. Ancak bunlar Sırbistan ve Karadağ’ın Barış İçin Ortaklık’a katılmasını engellememelidir. Hem Sırbistan ve Karadağ’da hem de bölgenin tümünde istikrar isteyen hiç kimse bu ülkeyi bugünkü güvenlik tehdit ve sorunlarına karşı koymasına yardımcı olacak en etkili mekanizmadan mahrum etmek isteyemez. Sırbistan ve Karadağ’ı Barış İçin Ortaklık’ın dışında bırakmaya devam etmek sadece ülkedeki komplo teorilerini besler ve radikallerin eline daha kuvvetli kozlar verir.

Sırbistan ve Karadağ’daki ilerici gruplar NATO’dan daha açık ve daha “sıcak” bir yaklaşım beklemekte, kendileri de NATO’ya karşı aynı şekilde yaklaşmak istemekteler. Hem siyasetteki elit zümre, hem de sıradan vatandaşlar ülkenin geçmişi ile yüzleşmek zorundadırlar; bu yönde bazı cesur adımlar da atmışlardır. Yakın geçmişin, özellikle de NATO hava kampanyasının yaraları derindir. NATO’nun hava saldırılarında ölen siviller konusunda üzüntüsünü ifade etmesi yaraların sarılmasına yardımcı olacağı gibi, Sırbistan ve Karadağ makamlarının Eski Yugoslavya için Uluslararası Suçlar Mahkemesi ile ve uluslararası toplumla işbirliği konusunu halkın önünde savunmalarına da yardımcı olacaktır.

Sırbistan ve Karadağ’ın kendisini uluslararası toplumdan soyutlamak yerine uluslararası topluma dahil edecek politikalara ihtiyacı vardır. Ülkenin gelecekteki refahı uluslararası işbirliği ve Avrupa-Atlantik entegrasyon sürecine dahil edilmesine bağlıdır. İstanbul Zirvesi’nde veya ondan sonraki ilk fırsatta NATO’nun ülkeyi Barış İçin Ortaklık’a katılmaya davet etmesi iyi bir başlangıç olacaktır.




Pavle Jankovic Belgrad’daki G17 Enstitüsü Savunma ve Güvenlik Etütleri Merkezi başkanı, Srdjan Gligorijevic ise bu Merkez’de araştırma bölümü başkanıdır.

...yukarı...

* Türkiye bu ülkeyi anayasal adıyla Makedonya Cumhuriyeti olarak tanımaktadır.