NATO ana sayfa
NATO Dergisi Ana Sayfası
      Bu sayı:Yaz 2004 Önceki sayılar  |  Dil
NATO ana sayfa
 İçindekiler
 Önsöz
 Özetler
 Söyleşi
 Yayınlar
 Analiz
 Özel
 Askeri Konular
 Haritalar
 Katkıda
 Bulunanlar
 Bibliyografya
 Bağlantılar
 Bir Sonraki
 Sayı
NATO Dergisi Ana Sayfası Editör'le Yazışma / Abonelik Basılabilir

Bu makaleyi bir arkadaşıma gönder

Askeri Konular

Yetenekler ile Taahhütler Arasında Uyum

John Colston İttifak’ın sayıları giderek artan operasyonlarının ihtiyaçlarını karşılayabilmek için askeri yeteneklerini nasıl geliştirdiğini inceliyor.


Akdeniz misyonu: İttifak operasyonlarının büyümesi bu
operasyonları yürütecek kuvvet ve yeteneklerle ilgili
sorulara neden oluyor. (© NATO)

NATO’nun dört ayrı operasyon yürüttüğü (Afganistan, Bosna ve Hersek, Kosova, ve Akdeniz’de), bir beşinciye destek verdiği (Irak’ta Polonya önderliğindeki Çokuluslu Bölük), ve Yunanistan’daki Olimpiyat Oyunlarını ve Portekiz’deki Avrupa Futbol Şampiyonası’nı desteklemeyi düşündüğü bu dönemde birçok saygın gözlemci İttifak’ın daha da fazla operasyon taahhüdüne girmesini öneriyorlar. Bu tür öneriler uluslararası örgütler içinde bir tek NATO’nun Atlantik Okyanusu’nun her iki tarafındaki ülkeleri, hatta tüm dünya ülkelerini ilgilendiren büyük askeri operasyonları organize etme, harekete geçirme, ve kaynak sağlama yeteneğine sahip olduğu kanısını yansıtıyor.

Ancak bu gurur okşayıcı fikir temel bir varsayıma dayanıyor: NATO’nun operasyonel iddialarımızı desteklemek için doğru zamanda, doğru yeteneklere sahip, doğru sayıda kuvveti sağlayabileceği. Ancak zaman içinde İttifak operasyonlarının sayısında görülen düzenli artış bu operasyonları gerçekleştirecek kuvvetlerin ve yeteneklerin yeterliliği konusunda bazı sorular doğuruyor. İstanbul’daki NATO Zirve Toplantısı öncesinde İttifak’ın NATO’nun bugünkü ve gelecekteki taahhütleri için uygun olan yetenekleri geliştirmekte ve bu yetenekleri kullanıma sunmakta kaydettiği ilerleme ile ilgili bazı zor soruların cevaplandırılması gerekiyor.

Yeteneklerle taahhütler arasında uyum sağlayabilmek için stratejik ihtiyaçlarımızın açıkça anlaşılması gerekir. NATO varlığının ilk 40 yılında sadece toplu savunma hedefi (bir Müttefik ülke topraklarına Varşova Paktı tarafından yapılacak bir stratejik saldırıyı caydırmak ve gerekirse bozguna uğratmak) üzerinde odaklanıyordu. Bunu başarmak için NATO’nun yüksek hazırlık düzeyinde tutulan ve üye ülkelerin, özellikle de İttifak’ın doğu sınırındaki ülkelerin toprakları üzerinde yürütülen yüksek yoğunluktaki kısa kampanyalarda etkili olacak, büyük sayıda ağır konvansiyonel ve nükleer kuvvetlere ihtiyacı vardı. İttifak’ın doğu sınırları boyunda mevzilenmiş durumda bulunan bu kuvvetlerin sadece mevzilendikleri yerde savaşmaları bekleniyordu ve ev sahibi ülkenin destek yapılarından rahatça yararlanabiliyorlardı. Bu nedenle bu kuvvetlerin ulusal sınırların ötesinde konuşlandırılmaları veya idame ettirilmeleri birçok üye ülke için önemli bir konu değildi.

Soğuk Savaş’ı takip eden 10-15 yılda NATO’nun Avrupa-Atlantik sahasına güvenlik ve istikrarı yayabilmesi için ortaklık, işbirliği ve en önemlisi genişleme yolunu benimsediği görüldü. NATO topraklarına yönelik büyük çaplı konvansiyonel saldırı tehdidi ortadan kalkınca, başka risk ve sorunlar ortaya çıkmaya başladı. Bunlar arasında başarısız devletler, etnik rekabet, istikrarsızlık, ve kitle imha silahlarının ve terörizmin yayılmasından kaynaklanan sorunlar sayılabilir. İttifak giderek daha uzak bölgelerde kriz mukabele operasyonlarını üstlendikçe bu operasyonlar için gereken askeri kuvvetlerin nitelikleri de temelden değişti.

Bu son gelişmenin önemi 11 Eylül 2001 tarihindeki trajik olayların ardından daha da belirgin hale geldi. New York’ta Dünya Ticaret Merkezi ve Washington DC’de Pentagon’a yapılan terör saldırıları NATO’yu tarihinde ilk kez Washington Antlaşmasının 5. maddesini yürürlüğe koymak zorunda bırakmakla kalmayıp aynı zamanda terörizme karşı yeni bir savunma kavramının benimsenmesine ve Müttefiklerin NATO’nun kuvvetlerini ihtiyaç duyulan yere ihtiyaç duyulduğu anda sevk edebilmesi gerektiği konusunda anlaşmaya varmalarına yol açtı.

Bugün NATO’nun modern, konuşlandırılabilir, idame ettirilebilir, ve üslendikleri bölgelerin dışındaki yüksek yoğunluktaki operasyonlar da dahil her tür İttifak misyonunu üstlenebilecek kapasitede kuvvetlere ihtiyacı vardır. İttifak kuvvetlerinin çevik, birlikte çalışabilir, iyi teçhiz edilmiş, iyi eğitilmiş, iyi yönetilen, ve karmaşık ortamlarda çalışabilecek, ve durum gerektirdiği takdirde kuvvet kullanma yeteneğine sahip kuvvetler olmaları gerekmektedir. Bosna ve Hersek ve Kosova’da görüldüğü gibi, İttifak operasyonları yıllarca sürebildiği için, ülkelerin konuşlandırılan kuvvetleri uzun süreli olarak idame ettirebilmeleri çok önemlidir. NATO bugün kuvvetlerin büyüklüğünden ziyade niteliklerini ve kullanılabilirliklerini vurgulamaktadır. Ayrıca, Soğuk Savaş döneminin aksine, artık bu kuvvetlerin hepsinin yüksek hazırlık düzeyinde tutulmaları gerekmemektedir.

Yeteneklerin Geliştirilmesi

İttifak’ın yetenek ihtiyaçlarını tanımladıktan sonra , NATO ve üyesi olan ülkeler bunları gerçekleştirmek için ne yapıyorlar? Soğuk Savaş bittikten sonra İttifak’ın kuvvet ve komuta yapıları radikal biçimde yeniden şekillendirilmiş, Müttefikler konvansiyonel ve özellikle nükleer kuvvet düzeylerini (ve savunma bütçelerini) düşürmüşlerdir. NATO ile Varşova Paktı arasındaki çatışma hattındaki kuvvetler geri çekilmiş, ve birçok Müttefik ülke kuvvetlerini kriz yönetimi operasyonlarına uygun seferi birliklere dönüştürmüştür. 1999 yılında NATO’nun yeni Stratejik Kavramı’nın kabul edilmesiyle aynı zamanda başlatılan Savunma Yetenekleri Girişimi’nin de amacı İttifak yeteneklerini iyileştirmekti.

Geçmişteki bu çalışmalar olumlu da olsa, gereken yetenekleri sağlayamadı. Bu nedenle İttifak’ın askeri kuvvetlerinde dönüşüm konusu üzerinde daha fazla yoğunlaşılmasına yol açtı. Kasım 2002’de yapılan Prag Zirvesi’nden çıkan birçok girişim de bu ihtiyacı yansıtıyordu. Prag’da üç temel askeri dönüşüm girişimi başlatıldı: Prag Yetenek Taahhütleri; NATO Mukabele Gücü; ve yeni NATO Komuta Yapısı. Ayrıca NATO’nun terörizmle mücadeleye katkıda bulunma yeteneğini güçlendirmek için alınacak önlemler üzerinde anlaşmaya varıldı; nükleer, biyolojik, ve kimyasal silahlara karşı bir dizi savunma girişimi onaylandı; ve İttifak topraklarını, kuvvetlerini ve nüfusun yoğun olduğu merkezleri her türlü füze tehdidine karşı koruma opsiyonlarını incelemek amacıyla yeni bir NATO Füze Savunma fizibilite çalışmasının başlatılmasına karar verildi.

NATO’nun modern, konuşlandırılabilir, idame ettirilebilir ve İttifak’ın tüm misyonlarına tahsis edilebilir türden kuvvetlere ihtiyacı var.
Prag Yetenek Taahhütleri ile NATO liderleri İttifak operasyonlarının her türü için kritik derecede önem taşıyan dört temel operasyonel alanda (terörizme karşı savunma dahil) ulusal yeteneklerini mümkün olduğu kadar hızla geliştirmek konusunda belirli, bireysel taahhütlerde bulundular: kimyasal, biyolojik, radyolojik, ve nükleer saldırılara karşı savunma; komuta iletişim ve istihbarat üstünlüğünün korunması; konuşlandırılmış kuvvetlerin birlikte çalışabilme yeteneklerinin ve muharebe etkinliklerinin önemli boyutlarının iyileştirilmesi; ve muharebe kuvvetlerinin hızla konuşlanabilir ve idame ettirilebilir olmalarının garanti edilmesi.

Müttefiklerin ihtiyaçlarını tek başlarına karşılamalarının zor veya imkansız olduğu alanlarda (havadan gözetleme sistemleri, stratejik deniz ikmal, çok büyük çaplı stratejik hava ikmal, ve havada yakıt ikmali gibi) gereken yetenekleri geliştirmek için büyük sayıda çokuluslu proje grubu oluşturuldu. Bazı önemli başarılar elde edildi. Örneğin, Aralık 2003’te NATO çokuluslu Kimyasal, Biyolojik, Radyolojik, ve Nükleer Savunma Taburu’nun kurulması; yine Aralık 2003’te dokuz savunma bakanı tarafından ülkelerine stratejik deniz ikmal yeteneği sağlayacak olan Çokuluslu Uygulama Anlaşması’nın imzalanması; Mart 2004’te on üç ülkenin AN-124 nakliye uçağı hizmeti ile ilgili bir anlaşma geliştirmeyi kabul etmeleri; ve Nisan 2004’te pilotlu ve pilotsuz hava platformları filosu için birlikte çalışabilen ulusal varlıklarla desteklenen bir İttifak Yer Gözetleme yeteneği ve bununla ilgili birlikte çalışabilir yer istasyonları oluşturma kararı.

NATO Mukabele Gücü (NMG) Ekim 2003’te oluşturuldu. NMG 2006 yılında tam operasyonel yeteneğine ulaştığında tugay büyüklüğünde bir kara kuvvetine, avcı uçaklarına, gemilere, çeşitli araçlara, muharebe desteği, muharebe hizmet desteği, ve iletişim sistemlerini içeren yeteneklere sahip olacak. NMG sadece dünyanın çeşitli yerlerindeki her tür misyonla başa çıkmaya hazır bir müşterek çevik mukabele kuvveti olarak değil, aynı zamanda Müttefik kuvvetlerinde sürmekte olan iyileştirmeler için bir katalizör olmak üzere tasarlanmıştır.

Prag Zirvesi’nde başlatılan üçüncü önemli yetenek girişimi olan yeni NATO Komuta Yapısı’nın uygulanması, Haziran 2003’te Norfolk, Virginia’da (ABD) Müttefik Dönüşüm Komutanlığı’nın (MDK) oluşturulması ile başladı. MDK daha şimdiden Afganistan’daki Uluslararası Güvenlik Yardım Gücü’nün (ISAF) komuta unsurlarının eğitiminde ve NATO Mukabele Gücü rotasyonlarında somut sonuçlar vermeye başladı. Bu da önemli bir başarıdır, çünkü NATO operasyonları için gereken yetenekleri geliştirmek sadece yeni teçhizat veya yeterli personel demek değil, bir doktrin ve eğitim meselesidir.

İttifak’ın ulusların gerekli askeri kuvvet ve yetenekleri oluşturduklarını garanti etmekte kullandığı temel araçlardan biri NATO Savunma Planlama Süreci’dir. Bu geniş kapsamlı, uzun vadeli bir süreçtir ve silahlanma, sivil olağanüstü hal, C3 (komuta, kontrol ve iletişim), lojistik, kaynak, nükleer ve tabii ki kuvvet planlamayı içeren çeşitli planlama disiplinlerini içinde barındırır. Bu sürecin temel belgesi olan Bakanlık Yönergesi İttifak’ın askeri hedeflerinin düzeyini ve planlama disiplinlerinin birçoğunun hedeflerini belirler. Sürecin daha sonraki aşamaları, özellikle kuvvet planlama ile ilgili olanlar, ülkeler için bazı şartlar belirler ve ülkelerin belirlenmiş hedeflere ulaşmaktaki başarılarını değerlendirir. Bu süreç zaman içinde İttifak’ın çok işine yaramıştır; ancak hiçbir sistem mükemmel değildir. Süreci daha da hassas, etkili ve eşgüdümlü hale getirmek ve başkentlerden daha fazla siyasi destek almasını garantileyecek şekilde güncelleştirmek amacıyla yapılan bir gözden geçirme çalışmasının İstanbul Zirve’sinden önce tamamlanması beklenmektedir.

İlerlemenin Değerlendirilmesi

Bu girişim ve araçlar NATO’nun taahhütlerini ve ortaya çıkabilecek tüm görevlerini başarıyla yerine getirebilmesi için gereken askeri kuvvet ve yeteneklere sahip olmasını garanti edebilecek mi? Maalesef bu sorunun cevabı kesin bir “Evet” değildir. Neticede başarı bir siyasi irade meselesidir.

Bazı ülkeler dönüşüm kavramını benimsemişler ve her türlü İttifak misyonunu üstlenebilecek modern, konuşlandırılabilir, idame ettirilebilir kuvvetler tahsis edebilmeleri için kuvvet yapılarında gereken değişiklikleri yapmışlardır. Diğerleri henüz bu seviyeye gelememişlerdir. Bazı müttefikler dönüşümün ilkelerini tam olarak onaylarken, askeri yapılarının önemli bir kısmı hala ulusal toprakların savunması veya diğer ulusal görevler üzerinde odaklanmaktadır ve konuşlandırılabilme niteliğine sahip değillerdir. Ayrıca gereken askeri varlıklara ve İttifak’ın talep ettiği konuşlandırılabilir yeteneklere sahip oldukları halde maliyet, siyasi görüşler veya diğer angajmanları nedeniyle bunları İttifak operasyonlarını desteklemek için kullanamayan veya kullanmak istemeyen birçok ülke de mevcuttur.

Müttefikler arasındaki bu eşitsizliklerden dolayı, İstanbul zirvesi öncesinde Müttefiklerin bugün ve gelecekte İttifak’a gereken askeri kuvvetleri sağlayabilme yeteneklerini arttırmakla ilgili çeşitli fikirler üzerinde görüşülüyor. NATO siyasi açıdan kabul görebilecek “kullanılabilirlik” ve “sonuç” hedefleri oluşturmayı düşünüyor. Bu tür hedefler, örneğin ülkelerin yapılarının belirli bir yüzdesini İttifak operasyonları için konuşlandırmayı ve idame ettirmeyi kabul etmelerini şart koşabilir. Aynı şekilde, ülkeler de “yeniden yatırım hedefleri” kavramı (yani konuşlandırılamayan askeri unsurları dağıtarak kaynakları konuşlandırılabilir varlıklar oluşturmaya veya olanları iyileştirmeye kaydırmak) ile ilgili özel taahhütleri inceliyorlar. Ayrıca İttifak kuvvet oluşturma sürecinin çeşitli ve uzun süreli operasyonların ihtiyaçlarını karşılamaya daha uygun olması için bu konuda geniş kapsamlı bir gözden geçirme çalışması başlattı. Bu çalışmanın sonunda, Müttefiklerin belirli bir misyonu üstlenmeyi kabul ettikleri zaman NATO askeri komutanlarının ihtiyacı olan kuvvetlerin kendilerine tahsis edileceği konusunda verdikleri güvencenin daha fazla kesinlik kazanması bekleniyor.

Özetlemek gerekirse, yetenek ihtiyaçları rollere ve misyonlara bağlıdır. Zaman içinde NATO’nun rolü genişledikçe (ki bu rol daha da genişlemeye devam edecek) ve operasyonların çeşitleri arttıkça İttifak’ın istediği askeri kuvvetlerin nitelik ve yetenekleri de Soğuk Savaş dönemine göre önemli ölçüde değişmiştir. Müttefikler açısından bunun anlamı daha fazla sayıda operasyon, daha çok birlikte çalışma, ve doğal olarak daha uygun yetenekler demektir.

İttifak askeri dönüşüm çalışmalarına uzun zaman önce başladı. NATO bu konuda çok büyük gelişme kaydetti ve bir siyasi-askeri örgüt olarak bu konuda bir benzeri yok. Ancak gerekli yetenekleri geliştirmenin yolu iniş ve çıkışlarla dolu, bitmek bilmeyen bir yoldur. Yukarıda anlatılan girişimler ve araçlar genişletilmiş İttifak’ın ve üyelerinin doğru yolda kalmalarına yardımcı olacaktır.

NATO’nun başarısı, üyesi olan ülkelerin gerekli değişiklikleri ve personel, teçhizat, doktrin ve eğitim konusunda gerekli yatırımları yapmakta istekli ve yeterli olmalarının bir fonksiyonudur ve bu gelecekte de böyle olacaktır. Bazı uluslar daha şimdiden gereken değişiklikleri yapıyorlar ve birçoğunun da faal olarak bu değişiklikler üzerinde çalıştıkları görülüyor—ama NATO’nun rol ve misyonları ile yetenekleri arasında başarılı bir denge sağladığını söyleyebilmemiz için daha çok yol almamız gerekiyor. Bu nedenle çalışmaların devam etmesi gerekiyor.

John Colston NATO’nun Savunma Politikası ve Planlaması’ndan sorumlu Genel Sekreter Yardımcısı’dır.

...yukarı...