NATO ana sayfa
NATO Dergisi Ana Sayfası
      Bu sayı:Yaz 2004 Önceki sayılar  |  Dil
NATO ana sayfa
 İçindekiler
 Önsöz
 Özetler
 Söyleşi
 Yayınlar
 Analiz
 Özel
 Askeri Konular
 Haritalar
 Katkıda
 Bulunanlar
 Bibliyografya
 Bağlantılar
 Bir Sonraki
 Sayı
NATO Dergisi Ana Sayfası Editör'le Yazışma / Abonelik Basılabilir

Bu makaleyi bir arkadaşıma gönder

İstanbul Yolunda

Geleceğe bakarken: İstanbul Zirvesi, NATO’nun Afgan
halkı ve Afganistan’a daha iyi bir gelecek sağlamak
konusundaki sarsılmaz iradesini göstermek için
mükemmel bir ortam olacaktır.
(© SKA/IMZ)
Jaap de Hoop Scheffer İttifak’ın İstanbul Zirvesi’nde özellikle ele alınacak konuları özetliyor ve NATO’nun geleceğini inceliyor.

NATO liderleri İttifak’ın 17. zirve toplantısı nedeniyle 28-29 Haziran tarihlerinde İstanbul’da bir araya gelecekler. NATO’nun kuruluşundan sonraki kırk yılda sadece on zirve toplantısı yapıldı. Önümüzdeki 14 yıl içinde ise yedi zirve toplantısı yapılmış olacak; yani, zirve toplantılarının sayısı iki katına çıktı. Sadece bu sayılar dahi yaşadığımız değişimlerin ne kadar hızlı olduğunun ve süratle değişen stratejik ortam karşısında üst düzeyli yönlendirmeler için sık sık zirve toplantıları yapılması gerektiğinin bir göstergesidir.

1990 Londra Zirvesi Soğuk Savaş’ın sona erdiğini ilan etti ve Doğu’ya dostluk elini uzattı. 1991 Roma Zirvesi, yeni Stratejik Kavram dahil, NATO’nun yeni şeklini belirledi. 1994 Brüksel Zirvesi, genişleme potansiyeli ve tüm Avrupa-Atlantik sahası çapında yeni güvenlik işbirliği mekanizmaları dahil, yeni NATO’ya daha somut bir gündem getirdi. NATO-Rusya ilişkilerini daha sağlam bir temele oturttuktan sonra 1997 Madrid Zirvesi’nde üç ülkeyi üyeliğe davet ettik. Washington 1999 Zirvesi Balkanlar’dan kazandığımız kriz yönetimi deneyimlerimizi uygulamaya geçirerek NATO’nun toplu savunma görevinin yanı sıra kriz yönetimi ve ortaklıkları da içine alan daha geniş kapsamlı bir Stratejik Kavram getirdi. Ve nihayet 2002 Prag Zirvesi yedi ülkeyi daha İttifak’a katılmaya davet etti ve NATO’yu 21. yüzyılın tehditleri ile daha da etkili bir şekilde başa çıkabilecek bir örgüte dönüştürdü.

Bütün bu zirve toplantılarının ortak bir yönü vardı: bunlar konuşmadan çok iş üreten toplantılardı. Daha da önemlisi, bu toplantılar NATO’yu statik bir ittifak olmaktan çıkarıp dinamik bir ittifaka dönüştürdü. İstanbul Zirvesi de bu geleneği sürdürecek. Yedi yeni üyenin de hazır bulunacağı ilk zirve olacak olan İstanbul Zirvesi, İttifakımızın yeni güvenlik ortamına daha da kolay mukabele edebilmesi için güvenliği şekillendiren mevcut mekanizmaların temelleri üzerinde yükselecek yeni politikalar ve araçlar getirecektir.

İstanbul zirvesi dönüşüm geçirmiş olan yeni İttifak’ın ileriye doğru koşmaya başlamış olduğunu gösterecektir. Bugünkü NATO istikrarı geliştirmek ve 21. yüzyılın getirdiği sorunlar ve tehditlerle başa çıkabilmek için ortaklıklarımız ve operasyonlarımız vasıtasıyla dışarıya açılmakta ve ortak güvenliğimizi güçlendirmektedir.

Yetenekleri Güçlendirmek

Güvenliğimizi destekleyen en önemli unsur askeri yeteneklerdir zira askeri yetenekler doğrudan politik inanılırlık demektir. Ancak, modern güvenlik tehditleri yelpazesindeki tüm sorunlara, özellikle de Avrupa dışından kaynaklanan tehlikelere cevap verebilmek için eskiden ihtiyacımız olandan daha farklı yeteneklere ihtiyacımız var. Artık süratle konuşlanabilecek, daha uzaklara erişebilecek ve operasyon alanında daha uzun süre kalabilecek kuvvetlere ihtiyacımız var. 2002 Prag Zirvesi’nde NATO liderleri İttifak’a bu yetenekleri kazandıracak bazı girişimler üzerinde karara vardılar. O tarihten beri yeni bir Komuta yapısı ve yeni bir NATO Mukabele Gücü (NMG) oluşturduk. Ayrıca, stratejik hava ve deniz nakliye, havadan yakıt ikmali ve hassas güdümlü mühimmat dahil, modern operasyonların gerektirdiği temel yetenekleri kazanmakta önemli ilerlemeler kaydettik. Ancak NATO’nun önümüzdeki tehlikelere cevap verebilmesi ve İttifak kuvvetlerinin Müttefiklerin kabul ettikleri görevleri yerine getirebilmesi için daha yapılması gereken çok iş var. Bu nedenle İstanbul zirvesi kaydettiğimiz ilerlemeler üzerinde durmaktan ziyade NATO’nun savunma planlama ve kuvvet oluşturma süreçleri ile ilgili yeni iyileştirmeler sunacaktır. Bu değişiklikler doğru kuvvetleri doğru zamanda konuşlandırma yeteneğimizi daha da güçlendirecektir.

Terörizmle Savaş

11 Eylül 2001’deki terörist saldırıları takiben terörizm konusu Müttefiklerin ve tüm dünyanın güvenliğini tehdit eden bir olgu olarak gündemimize yerleşti. NATO bu tehdide karşı derhal harekete geçti. Prag Zirvesi’nde Müttefikler, istihbarat alış verişini geliştirmeye, terörist eylemleri ve potansiyel saldırıları caydıracak özel yetenekler geliştirmeye bu olaylar gerçekleştiği takdirde mukabele etmeye karar verdiler. Ayrıca, Ortak ülkeleri bu çalışmalarıla daha yakından ilgilenebilmeleri için bir Terörizme Karşı Ortaklık Eylem Planı geliştirmeye karar verdiler. Ve, terörizme karşı savunma konusunda yeni bir askeri kavramı benimsediler. Bu kavram, Müttefik kuvvetlerinin teröristleri “caydırıcak, engelleyecek ve karşı savunma yapabilecek” yeteneklere sahip olmaları gerektiğini belirtmektedir. İstanbul’da bu çalışmayı bir adım daha ileri taşıyacağız. Terörizme karşı güçlendirilmiş bir önlemler paketi NATO’nun bu yeni ve konvansiyonel olmayan tehditleri ele almasına yardımcı olacaktır.

Kitle İmha Silahlarına Karşı Korunma

Yıllar içinde kitle imha silahlarının yayılması giderek büyüyen bir tehdit haline gelmiştir. Bu konu İttifak’ın önemle üzerinde durduğu konulardan biridir. Daha yeni bir endişe konusu ise teröristlerin ölüm saçan bu silahları ellerine geçirmeleri olasılığıdır. Bu bağlamda, Prag Zirvesi’nde Müttefikler, olası bir kimyasal, radyolojik, biyolojik veya nükleer saldırıya karşı savunma konumlarını güçlendirecek bazı önlemler aldılar. Güçlendirilmiş tespit yetenekleri, NATO kuvvetleri için daha koruyucu giysiler, ve bir olağanüstü hal durumunda sivil makamlara destek verilmesi bu önlemler arasında yer almaktadır. Müttefikler, ayrıca, Müttefik topraklarını, kuvvetlerini ve halklarını geniş çaplı füze saldırılarına karşı koruyacak seçenekleri incelemek üzere bir NATO Füze Savunması Fizibilite Çalışması başlatmaya karar verdiler. İstanbul zirvesinde, füze tehdidi değerlendirmesi dahil, Prag’da başlatılmış olan çeşitli girişimleri tamamlayacağız ve yeni kurulmış olan Kimyasal, Biyolojik, Radyolojik ve Nükleer (KBRN/CBRN) Savunma Taburu’nun tam operasyonel yeteneğini belirleyeceğiz.

Afganistan’da İstikrarı Yerleştirmek

Afganistan NATO için öncelikli bir konudur. Eğer terörizmle savaşı kazanmak istiyorsak ilk önce Afganistan’da barışı kazanmalıyız. İttifak’ın geçen yaz Afganistan’daki Uluslararası Güvenlik Yardım Gücü’nün (ISAF) başına geçmesi ve NATO’nun bu misyonu başarıyla tamamlamaya azimli olması bu nedenledir. ISAF’ın sağladığı güvenlik sayesinde birçok alanda ileleme kaydedilmiştir: yasal siyasi kurumlar gelişmekte, çatışan gruplar yavaş yavaş silahsızlandırılmakta ve silahları güvenli alanlarda toplanmakta, yeniden inşa projeleri ve diğer girişimler halkın günlük hayatını kolaylaştırmaktadır. Ancak yine de önümüzde bir çok ciddi sorun bulunmaktadır. İstanbul Zirvesi, NATO’nun Afgan halkı ve Afganistan için daha iyi bir gelecek sağlamak konusundaki sarsılmaz iradesini göstermek için mükemmel bir ortam olacaktır. İttifak, bu zirvede, Kabil dışında konuşlanmış olan İl İmar Timleri’nin (İİT) sayısını arttıracaktır. İİT’ler güvenlik ve istikrarı yaymak için Afgan makamları ile birlikte çalışacak, Afganistan’ın komşuları ile daha yakın ilişkler kuracaklardır. Bizler de diğer uluslararası örgütler ve sivil toplum örgütlerinin Afganistan’ın geleceğine katkıda bulunmalarına olanak sağlayacağız.

Balkanları Tekrar Avrupa’ya Katmak

İstanbul Zirvesi Balkanlar’da istikrarı sağlamakta oynadığımız rolün de altını çizecektir. On yıl önce Balkanlar’a daha iyi bir gelecek sağlamayı taahhüt ettik. Israrlı tutumumuz ve sabrımız meyvalarını vermeye başladı. İstanbul toplantısı bu başarılarımızı dile getirmek için iyi bir yer olacaktır. Bosna ve Hersek’teki durum artık buradaki birliklerimizi yavaş yavaş azaltmaya ve önemli sorumlulukları Avrupa Birliği’ne devretmeye elverecek kadar iyileşti. Ancak buradaki görevimiz henüz sona ermedi. NATO’nun Kosova’daki varlığı hala önemlidir. Bosna ve Hersek’te ise, savunma reformu, savaş suçuyla aranan kişilerin yakalanması ve terörizme karşı yürütülen savaşa yardımcı olmak amacıyla NATO, 1996’dan beri liderlik ettiği İstikrar Gücü’nün görevi sona erdikten sonra da buradaki işlerle ilgisini sürdürecektir. Bosna ve Hersek’in geri kalan sorunları da halledip Barış İçin Ortaklık Programına katılmasını arzu ediyoruz. Sıbistan ve Karadağ için de aynı düşüncelere sahibiz.

Ortaklıkta Yeni Bir Dönem

İstanbul toplantısı aynı zamanda Ortak ülkelerle ilişkilerimizi yeni bir düzeye getireceğimiz bir toplantı olacaktır. NATO’nun ortaklık politikasının kazandığı başarı kayda değer bir olaydır. Bu politika sayesinde Avrupa çapında, hatta Asya’nın bazı noktalarında askeri ve insani açıdan birlikte çalışabilirlik düzeyine gelinmiştir. Ve, geçtiğimiz Mart ayında yedi Ortak ülke Müttefiklerimiz arasına katılmışlardır. Dolayısıyla geride kalan ortak ülkelerin konfigürasyonu da değişmiştir. Bu ülkeler gerek coğrafi konumları gerek güvenlik ve işbirliği ihtiyaçları açısından farklılıklar gösteren bir grup oluşturmaktadır. Bu da ortaklık politikamızın yeni bir döneme gireceği anlamına gelmektedir. Bu dönem ortaklarla daha bireysel işbirliğini, Kafkaslar ve Orta Asya üzerinde daha fazla yoğunlaşmayı ve terörizm gibi yeni tehditlerle başa çıkabilmek için savunma reformuna daha fazla ağırlık verilmesini gerektirmektedir. Yeni ortaklık bu mekanizmaların stratejik değerinin son derecde yüksek olmasını (hem Müttefikler hem Ortaklar için) garanti edecektir. Önümüzdeki küresel tehditler küresel tepkiler gerektirmektedir. NATO ve Ortakları da bu küresel tepkinin önemli bir parçasıdırlar.

Rusya ile İlişkiler

NATO-Rusya ilişkileri Avrupa güvenliğinin daimi bir unsurudur. Artık düzenli olarak yapılan büyükelçiler ve bakanlar düzeyindeki toplantıların da gösterdiği gibi, sağlıklı NATO-Rusya ilişkileri bugün ve yarının tehditleri ile başa çıkabilme yeteneğimizin artması anlamına gelmektedir. Mayıs 2002’de kurulan NATO Rusya Konseyi nitelik açısında ilişkilerimizi yeni bir düzeye taşımıştır. NATO-Rusya Konseyi gerek NATO gerek Rusya’nın karşı karşıya olduğu önemli konuları (terörizm, nükleer silahların yayılması, kriz yönetimi, sivil olağanüstü haller ve savunma reformu gibi) ele alarak ciddi bir forum olduğunu kanıtlamıştır. Bu forumda Rusya ile üzerinde anlaşamadığımız konuları da (örneğin Avrupa’daki Konvansiyonel Silahlar Antlaşması ile ilgili konular gibi) ele alıyoruz. Kitle imha silahlarının yayılması konusundaki çeşitli projelerde (füze savunması, yayılmanın küresel boyutlarının değerlendirmesi dahil) kaydedilen ilerlemeleri de not edeceğiz.

Ukrayna ile İlişkiler

NATO’nun Ukrayna ile ilişkileri de eşit derecede önemlidir ve İstanbul toplantımızda bu ilişkimize yeni bir ivme kazandırmak istiyoruz. Ukrayna’nın reform sürecine yardımcı olmakta tüm Avrupa-Atlantik sahasının çıkarı olduğunu görmek için haritaya bir kere bakmak yeterlidir. NATO ve Ukrayna 1997’den beri birlikte çalışabilecekleri temel alanları ele alan Belirgin Ortaklık vasıtasıyla çalışmalarını sürdürmektedirler. NATO ve Ukrayna güvenliğe ilişkin önemli konularda düzenli danışmalarda bulunmakta ve NATO’nun Ukrayna’daki reformlara, özellikle askeri ve demokratik reform süreçlerine nasıl yardımcı olabileceği konusunda görüşmektedirler. Bu görüşmelerde Ukrayna’nın ulaşması gereken standartları belirleyen Yıllık Hedef Planı’nın desteklenmesi de ele alınmaktadır.

Avrupa Birliği ile İlişkiler

NATO ve Avrupa Birliği arasında stratejik bir ortaklığın kurulması önemli bir kurumsal gelişmedir. Bu gelişme hem mevcut ve gelecekteki tehditlerle başa çıkmakta bizlere birbirini tamamlayan çeşitli araçlar vadetmekte, hem de daha olgun ve eşit bir tansatlantik ilişki yaratmakta önemli bir unsur oluşturmaktadır. Önemli askeri sorumlulukların NATO’dan Avrupa Birliği’ne devredilmesi (ayrıntıları İstanbul zirvesinde açıklanacaktır) bu stratejik ortaklığı güçlendirecektir. Balkanlar’da daha yakın bir NATO-AB ilişkisinin kurulması, terörle savaş, nükleer silahların yayılması ve askeri yeteneklerin birbirlerini karşılıklı güçlendirecek şekilde geliştirilmesi gibi diğer alanlardaki NATO-AB işbirliğini alanlarını da genişletecektir.

Akdeniz Diyaloğu ve Daha Geniş bir Alana Açılmak

İstanbul Zirvesi, NATO’nun Akdeniz ve Orta Doğu’daki ülkelere açılacağı daha geniş ve iddialı bir çerçeve başlatmak için bir fırsat olabilir. Askeri birlikte çalışabilirlik, savunma reformu ve terörizmle savaş üzerinde daha fazla yoğunlaşarak Akdeniz Diyaloğu’nu mevcut düzeyinden gerçek bir ortaklık düzeyine çıkarmalıyız. Daha da ötesi, İstanbul Zirvesi’nde daha geniş bir bölgeyi kapsayacak işbirliğine dayalı bir girişim başlatılabilir. Ekonomik, politik ve güvenliğe ilişkin ilerlemeleri sağlamanın bölgedeki ülkelerin güçlü katılımını gerektireceği açıktır. Bu aynı zamanda bizlerin de karşı tarafın istekleri ve endişelerini anlamamızı gerektirir. Ayrıca uluslararası kuruluşlarımız arasında yeni bir işbirliği düzeyi de gereklidir. İstanbul Zirvesi’nde bu çaba çerçevesinde yaptığı katkıların altını çizeceğiz.

Tüm bu değişik alanlarda kaydedilen ilerlemeler nedeniyle İstanbul Zirvesi’nde NATO’nun Avrupa ve Kuzey Amerika’nın günümüzün önemli askeri ve politik konularını ele aldığı bir forum olduğu bir kere daha teyit edilecektir. Küresel istikrarın desteklenmesinde Avrupa ve Kuzey Amerika’nın önemli bir sorumluluğu vardır ve bu sorumluluğu devam ettirebilmek için birlikte yeni yollarla ve yeni yerlerde istikrarı yaymaya devam etmelidirler. İstanbul Zirvesi NATO’nun bu yoldaki vazgeçilemez rolünün altını çizecektir.


Jaap de Hoop Scheffer NATO Genel Sekreteridir.
...yukarı...