NATO ana sayfa
NATO Dergisi Ana Sayfası
      Bu sayı:Yaz 2003 Önceki sayılar  |  Dil
NATO ana sayfa
 Içindekiler
 Önsöz
 Özetler
 Tartışma
 Söyleşi
 Yayınlar
 Özel
 Analiz
 İstatistikler
 Yazarlar
 Bağlantılar
 Bir Sonraki Sayı
NATO Dergisi Ana Sayfası Editör'le Yazışma / Abonelik Basılabilir

Bu makaleyi bir arkadaşıma gönder
Özetler

İlişkilerin Yeniden Kurulması
Sir Timothy Garden

Irak’ta kısa sürede kazanılan zafer geride sadece yeniden yapılandırılması gereken değil, yeniden inşa edilmesi gereken bir Irak bıraktı. Eski müttefikler arasında derin uçurumlar oluştu. Yenilenmiş bir işbirliğine gidecek yolları bulmakta Avrupa Birliği, NATO ve Birleşmiş Milletler’e önemli roller düşmektedir. 1483 sayılı Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararının 22 Mayıs’ta Güvenlik Konseyi’nde neredeyse oybirliği ile kabul edilmesi uluslararası toplumun ileriye doğru birlikte hareket etmeye hazır olduğunun belki de ilk işaretidir. AB’li iyimserler Irak konusundaki krizin ileriye dönük daha tutarlı bir Avrupa dış politika ve güvenlik politikasının geliştirilmesini teşvik edeceğini umuyorlar. AB’li kötümserler ise Avrupa’nın ihtiyacı olan askeri yeteneklerin sağlanmasında bir ilerleme kaydedilmediğine işaret ediyorlar. Müttefikler arasındaki bölünmeler savaşa giden süreçte NATO’yu adeta felç etti. Kırgınlıklar zamanla tamir edilir; ama bu arada Irak konusu İttifak’ın geleceği ile ilgili soruların bir kez daha altını çizdi. Avrupa Birliği ve NATO’da stratejik düşünce olgusunun ciddi şekilde eksik olması sonuçta bir iş bölümü doğurabilir ki, böyle bir iş bölümünde Avrupa kendisini Amerika’nın yapacağı müdahalelerin arkasından dağınıklığı toplamak göreviyle karşı karşıya bulacaktır.

NATO Üzerine Düşünceler
Tom Donnelly

Irak savaşı sonrasında Washington, dünyadaki tek süper gücün dahi yardıma ihtiyacı olduğunu anlamaya başladı. NATO kuvvetleri arasındaki jeopolitik farklılıklar ve askeri yetenekler arasında giderek büyüyen uçurum elli yıl süren Soğuk Savaş süresince ayakta duran Amerikan ulusal güvenlik stratejisinin temel direğinde çatlaklar oluşmasına neden oldu. Ancak NATO’yu yeni stratejik şartlara göre uyarlamak ABD’nin çıkarına olacaktır. NATO, karar mekanizmalarını günümüzün güvenlik sorunları ile daha süratle başa çıkabilecek çevik bir koalisyon haline getirmeye çalışmaktadır, ancak askeri açıdan yakın gelecekteki rolü daha ziyade “kuvvet sağlayan taraf” olmasında yatmaktadır. Bugün İttifak’ın “Atlantik toplumu” artık coğrafi sınırlarla değil, ABD kuvvetleriyle birlikte çalışabilecek kuvvetleri yapılandırma, eğitme ve teçhiz etme, ve kurumsallaşmış “istekli ülkeler koalisyonu”na katılmak eğilimi ile tanımlanmaktadır.

Kabil’e Giden Yol
Diego A. Ruiz Palmer

NATO’nun, Afganistan’daki Uluslararası Güvenlik Gücü’nün (ISAF) komuta, koordinasyon ve planlamasını devralma yönünde Nisan ayında aldığı karar büyük bir yenilikti. Bu karar, İttifak liderlerinin Prag’da aldığı ve operasyonlara destek vermek veya liderlik etmek ve NATO nerede isterse orada kuvvetlerini konuşlandırmaya hazırlıklı olmak yönünde aldıkları kararlarda da yansımaktadır. İlk ISAF operasyonu Kabil ve çevresinde güvenliği sağlamakta Afganistan Geçici Yönetimi’ne yardımcı olması için BM Güvenlik Konseyi’nin 1386/Aralık 2001 sayı ve tarihli kararı ile oluşturulmuştu. ISAF kurulduğu günden beri önce Birleşik Krallık, sonra Türkiye’nin liderliğinde; halen de Almanya ve Hollanda liderliğinde, NATO üyeleri, NATO ortakları ve Yeni Zelanda’dan katılan birliklerle çalışmalarını sürdürmektedir. Gelecekte, Kuzey Atlantik Konseyi, NATO üyesi olmayıp kuvvetleriyle katkıda bulunan ülkelerle yakın danışmalarda bulunarak operasyonun siyasi yönünü belirleyecek; SHAPE harekat karargahının stratejik sorumluluğunu üstlenecek ve ISAF uluslararası eşgüdüm hücresine ev sahipliği yapacak; AFNORTH, SHAPE ile Kabil’deki ISAF karargahı arasında operasyon düzeyindeki Müşterek Kuvvetler Komutanlığı karargahı olarak görev yapacaktır. ISAF komutanı stratejik planlama gibi uzmanlık gerektiren alanlardan yararlanabilecek ve bunları Afganistan’da konuşlandırmak zorunda olmayacaktır. Bu da, zaman içinde, İttifak’ın ISAF’ın görev alanını genişletmesine imkan tanıyabilir.

Zeka Oyunları
Lieutenant-Colonel Steven Collins

Gerek Irak’a Özgürlük operasyonu (Operation Iraqi Freedom) gerek NATO’nun Balkanlar’da edindiği deneyimler “Algı Yönetimi”nin, özellikle de Kamu Diplomasisi ve Psikolojik Operasyonların (PSİKOP/PSYOPS) ne denli önemli olduğunu gösterdi. Amerika Birleşik Devletleri her ne kadar 11 Eylül’den beri kamu diplomasisini yeniden canlandırmışsa da askeri kampanya öncesinde bu alanda fazla bir başarı gösteremedi. Yerleşmiş davranış biçimlerini değiştirmek devamlı ve zorlu bir uğraş gerektirir. Irak kampanyası sırasında Koalisyon güçleri askeri birliklere muhabirler yerleştirmek dahil, çeşitli yöntemlerle dünya kamuoyunun çatışma ile ilgili bakış açısını şekillendirmeye çalıştı. Ancak yeni haber kaynaklarının bolluğu bu çabaların etkisini azalttı. Öyle görünüyor ki, Irak’taki PSİKOP (radyo ve el ilanları, karar mekanizmalarına yönlendirilen elektronik posta gibi kitle iletişim araçları ve yer harekatı sırasında kullanılan hoparlörler) uygulaması bundan daha başarılı olmuştur. Tüm PSİKOP faaliyetlerinde olduğu gibi burada da sorun savaş sırasında gerçekleşen herhangi bir eylemin sebep-sonuç ilişkisini belirlemenin zor olmasıdır. Askeri bir kampanyanın sonunda bir bilgi boşluğu olacaktır. PSİKOP bu noktada bir fark yaratabilir. Irak’a Özgürlük operasyonda görevli askeri planlama uzmanlarının çatışma sonrası için bir psikolojik operasyon geliştirmeyi düşünmemiş olmaları şaşırtıcıdır.

Büyük Balkan Patlaması
Nano Ruzin

2001 yılında bir iç savaşın eşiğine gelen Makedonya, o tarihten beri büyük yol almış ve istikrarı yeniden tesis etmek için uluslararası örgütlerle yaptığı çalışmalardan edindiği deneyimlerle olgunlaşmıştır. Her ne kadar başta NATO olmak üzere çeşitli uluslararası kuruluşlar krizin çözüme ulaştırılmasında önemli rol oynamışlarsa da, bu başarıdaki en büyük pay aralarındaki kökleşmiş önyargıların üstesinden gelmeyi başaran Makedonyalılar ve Arnavutlar olarak Makedonya halkı ve liderlerine aittir. Makedonya’nın 1995’ten beri bir NATO Ortağı olması Üsküp ve çeşitli uluslararası aktörler arasında iyi ilişkiler kurulmasını kolaylaştırmış ve krizin kısa sürede çözümlenmesine yardımcı olmuştur. Aynı şekilde, NATO’nun bölgedeki varlığının da bu çözüme katkısı olmuştur. Gidişatın sürekli olarak kontrol edilmesi de ülkenin istikrara kavuşmasında etkili olmuştur. Krizden iki yıl sonra ve parlamento seçimlerini takiben, eski düşmanlar artık parlamentoda ve koalisyon hükümetinde yan yana çalışmaktadırlar. Makedonya, Üyelik Eylem Planı sürecine katılmaktadır, ve Arnavutluk ve Hırvatistan ile birlikte İttifak’ın bir sonraki zirvesinde İttifak’a katılmayı ummaktadır. Bunu bir Büyük Balkan Patlaması olarak da tanımlayabiliriz.

Büyük Umutlar
Ronald D. Asmus

Orta ve Doğu Avrupa ülkeleri uzun süredir bekledikleri Avrupa Birliği ve NATO’ya katılma hayallerini gerçekleştirmeye başlamışlarken bu örgütler, kısmen Irak konusundaki anlaşmazlıklar yüzünden, bir kargaşa içine girdi. Gelecek on yıla baktığımızda, bölgeyi bekleyen üç temel sorun görülmektedir. Atlantik’in diğer yakası ile ilgili sorunlar; Avrupa ile ilgili sorunlar ve ülkelerin iç sorunları. Orta ve Doğu Avrupa ülkeleri, İttifak’ın geleceği, hedefleri ve stratejik yönü konularında tartışmaların yapıldığı bir dönemde İttifak’a katılıyorlar. Ayrıca, katıldıkları günden itibaren de bu tartışmaların içinde yer almaları bekleniyor. Birçok Amerikalı, Orta ve Doğu Avrupa ülkelerinin Atlantik yanlısı müttefikler olmalarını umuyor. Birçok Batı Avrupalı ise bu ülkelerin Atlantik taraftarı eğilimlerini geçici bir olgu olarak görüyor. Avrupa Birliği içinde bu ülkelerin çoğunun içgüdüleri, çeşitli konularda (Avrupa’nın nasıl organize edileceğinden Transatlantik ilişkilerin nasıl yürütüleceğine kadar) Birleşik Krallık’ın yanında yer almalarını söyleyecektir. Ancak bu ülkeler Avrupa’nın iki temel gücü olan Almanya ve Fransa’nın ekonomik ve politik gücünün bilincindedirler ve bu ülkeleri gücendirmek istemeyeceklerdir. Kendi ülkelerinde ise 1989’da başlattıkları politik ve ekonomik reform sürecini devam ettirmek zorundadırlar. Küçük bir Orta Avrupa veya Doğu Avrupa ülkesi için NATO ve Avrupa Birliği’nin geleceği ile ilgili tartışmalara katılmak kolay bir iş değildir ama bu görev geçtiğimiz on yılda yaşanan sorunlardan daha zor değildir.

...yukarı...

* Türkiye hariç, NATO üyesi ülkeler Makedonya Cumhuriyeti’ni eski Yugoslav Makedonya Cumhuriyeti olarak tanimaktadirlar. Türkiye bu ülkeyi anayasal adiyla, Makedonya Cumhuriyeti olarak tanimaktadir.